Bundan böyle her şeyin dış görünüşüne karşı sonsuz bir güvensizlik içinde olacaktı. Bir şeye inanması için önce onun iç yüzünü,gerçeğini öğrenmesi gerekecekti.
“Bir insanın bir insana kurabileceği en hüzünlü cümleyi kurdu. “Olsun ya, ben alışkınım zaten dedi.” Ardından yutkunmak için çok çalıştı, ama olmadı. Arkasını döndüğünde sırtında dünya vardı sanki. Evine döndü. İnsan hep evine dönerdi çünkü. Yenildiğinde de, mutlu olduğunda da.”