Başını kaldırıp o kocaman yüze baktı. O siyah bıyığın ardına gizlenen gülümseyişin anlamını kavraması kırk yılını almıştı. Ah, o acımasız, boş aldanışlar! Ah,o sevecen kucaktan dik kafalı, bile isteye kaçışlar! Yanaklarından cin kokulu iki damla gözyaşı süzüldü. Ama artık her şey yoluna girmişti, mücadele sona ermişti. Sonunda kendine karşı zafere ulaşmıştı. Büyük Birader'i çok seviyordu. ~~~~ Yıkıldığım an.
"Büyük Birader diye biri var mı?"
"Tabii ki var. Parti var. Büyük Birader,Parti'nin cisme bürünmüş halidir."
"Peki, ama benim var olduğum gibi mi var?"
"Sen yoksun ki" dedi O'Brien.
"İtiraf etmekten söz etmiyorum. İtiraf,ihanet değildir.
Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil; yalnızca duygulardır önemli olan. Beni seni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum."