Biliyor musun, bazen seni mi özlüyorum, gençliğimi mi, korkusuzluğumu mu diye soruyorum kendi kendime. Sen yanımda olsan şimdi, konuşurduk, dalaşırdık, hep yaptığımız gibi. Yıllardır kimseyle dalaşmadım, sabah kahvaltısı etmedim. Sigarayla çay, o kadar. Belki ondan. Olgunlaşma karşılığında kabul ettiğim şu gözaltı torbası, şu yedi kilo, beyaz peynirleri sulara koymalar, kaşarları yaldızlı kağıtlarda korumalar, şu sabahlık, hepsi biterdi belki o zaman.
Çarşıda, okulda, kadim Süryani, Müslüman, Yahudi, Mecusi, Zerdüşti, herkesin ahbaplık ettiği, birbirinin kutsal günlerini kutladığı şölen günleri... Ama şimdi iyice içine kapanmış, sertleşmiş öfkeli bir İslam'ın gölgesi altında kararan bir şehir.