lucky'clover

9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2020 34. kitabı
Öncelikle, bu kitap bize ne anlatıyor? Zacharius Usta, çok zeki ancak bir o kadar da kibirli bir adam. Bir saat ustası ve şehrin en iyi saatçisi olarak biliniyor, herkes saatlerini ondan alıyor. Bir gün, garip bir şekilde, bütün sattığı saatler durduğu için ona geri veriliyor. Çırağı Aubert ile düzeltmeye çalıştıklarında ise aslında saatlerde hiçbir sorun olmadığı anlaşılıyor. Saatler ona geri verildikçe, Zacharius Usta –saatlerle orantılı olarak- hastalanmaya başlıyor ve bunu kendine yediremiyor. Ona geri getirilmeyen bir saati, yani o da bozulursa ölmesine sebep olacak bir saati aramaya koyuluyor ve bu noktadan sonra kibrinin ona ne kadar zarar vereceğini okuyoruz. Kitabın başlarında Zacharius Usta’ya olumsuz yönde bakamamıştım. Çünkü yaptığı işle gurur duyması ve işini büyük bir ilgiyle yapmasında bir sıkıntı görememiştim. Fakat sayfaları atladıkça, Zacharius Usta hastalandıkça büyüyen kibri kendisini tanrı ile bir görmesine kadar geldi. İçinde birçok anlam yatan bir kitaptı. Eminim ki benim çıkardığım anlamın yanında daha birçok anlamı fark eden okuyucuları olmuştur. Okuyup bir rafa kaldırmak yerine, arada çıkarıp okumamız gereken ve böylece kendimizi sorgulamamızı sağlayan bir kitap olarak görmeliyiz Zacharius Usta’yı.
1000Kitap
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2020 22:21
Öncelikle, kitabın konusu şöyle, yıl 1939 ve korkunç bir savaş dünyaya hâkim. Anna ise 7 yaşında ve oldukça akıllı bir kız. Dilbilim profesörü olan babası bu savaştan en çok etkilenen insanlar arasına girdiğinde Anna yapayalnız kalıyor. Takip eden günlerde babasını sokakta beklerken ve geleceğini umut ederken, kuşlarla konuşabilmesiyle Anna’yı büyüleyen Kırlangıç Adam ile tanışıyor. Sokaklarda artık köpekler, silah sesleri, askerler varken babasını beklemenin akıllıca olmadığına karar verip Kırlangıç Adam’ı şehir dışına kadar takip eder ve sonu bilinmez bir yolculuğa çıkarlar. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Anna’nın yaşına rağmen sahip olduğu olgunluğa ve zekâsına hayran kaldım. Hiç savaşmaktan vazgeçmeyen, etrafındakileri çok iyi gözlemleyen bir kız. Kırlangıç Adam ise üzerindeki gizemi korumakta ısrar eden ama öğrendiğimizde ağzımızı açık bırakan bir karakter. Sonu için bile okunabilecek kitaplardandı. Kırlangıç Adam’ın bu gizeminin altındaki gerçeği görmek çok zevkliydi. Tarihi denebilecek –aslında değil ama hangi kategoriye koysam bilemiyorum- bir romanın son bölümlerinde sanki bir masalın içine düşüyorsunuz. Seneler geçmiş olmasına rağmen Anna’nın olgunluğuna tekrar hayran kalıyorsunuz. Son sayfasında gülümsemeden edemiyorsunuz. Hatta belki gözleriniz dolmadan. Mutlaka şahit olmanız gereken bir hikâyeye, arka kapağının son cümlesiyle veda ediyorum, ‘’Ancak çıldırmış bir dünyada herkes tehlikeli olabilir, Kırlangıç Adam bile.’’
1000Kitap
Anna Ve Kırlangıç AdamGavriel Savit · Martı Yayınları · 2020812 okunma
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
7311 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2020 18:23
Okuduğum ilk hikâye kitabı, bir bakımdan da yazarın okuduğum ilk kitabı idi. Başlarken aslında önyargılıydım çünkü seveceğimi gerçekten düşünmüyordum. Uzun soluklu kitaplar daha çok hoşuma gittiğinden hikâye okuduğum zaman istediğim verimi alamayacakmışım gibiydi. Ayrıca farklı konulardan oluşan hikâyeleri tek zamanda bitirmek istemediğim için günde 1-2 tanesini okuyarak geniş bir zamana yaymıştım. Dediğim gibi, tabii ki konular farklı ve bize her türlü şey hissettiriyor anlatılanlar. Bazen insanların zaaflarına, bazen önyargılarına, bazen merhametsizliklerine, bazen de sevgilerine ortak oluyoruz. İçerisinde içimizi ısıtacak bir sürü hikâye var. Bazı kısımlar oldu ki, keşke bu hikâye bitmese biraz daha anlatsa, dedim. Bazı kısımları bitirmiş olmama rağmen bir anlam çıkaramadım. Bu yüzden bu tarz kitapların kafa dağıtmak amacıyla okunabileceğini düşünmüyorum. Her zaman bir anlam aramalıyız. Romanlarda, anlatılan uzun sayfalara yayıldığından rahatlıkla anlayabiliriz onu ancak hikâyeler kısadır ve bir cümlede bile birçok anlam içerebilir.
1000Kitap
Seçme HikayelerSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20206,9bin okunma
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2020 18:25
Selaaam, okumayı bitirir bitirmez hazır düşüncelerim tazeyken koşa koşa geldim yorumunu yazıp paylaşmaya. Kitap hakkında hem bu kadar çok diyecek şeyimin olması hem de düşününce pek bir şey bulamamam
1000Kitap
Kimliği Kirletilmişler MabediKoray Yersüren · Ephesus Yayınları · 20161,102 okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2020 19:00
17 yaşındaki iki genç ilk buluşmalarında kanoda göle açılıyorlar. Bilinene göre, açıldıkları göl birinci göl ve ikinci göle de gidiyorlar. Sıradan bir ilk randevu nasıl olursa öyle ilerliyor ancak onların fark ettiği bir başka geçit ve geçidin sonunda bir başka göl var. Kitabın isminde de yazdığı gibi gölün dibine batmış bir ev mevcut ancak o evde hiçbir şey fizik kanunlarına uymuyor. Tek kural, neden ve nasıl diye sormak yok. Kitaba başlarken gerçekten beklentim çook yüksekti. Okudukça hayal kırıklığına uğramıyordum çünkü karakterler korkunca ben de korkuyor, karakterlerin mutlu olmasıyla ben de gülümsüyordum. Duyguların yansıtılması çok başarılıydı. Karakterlerimiz neden ve nasıl diye sormamaya karar veriyorlar ama aslında sorular gittikçe birikiyor. Bu sorulmayan ama herkesin cevabını beklediği neden, nasıl sorularının cevabını kitabın sonunda alacağımı düşünüyordum. Ancak hüsran. O kadar çok birikmiş sorum var ki kitap hakkında. Sanki kitabın sonu yarıda kesilmiş ya da yazar yazacağı ek 10 sayfayı unutmuş gibi geliyor. Keşke sonu daha açıklayıcı, tatmin edebilir olsaydı. Bu sinir bozuyor ama kitabın ortalarında size yaşatabildiği hisler kitap hakkındaki olumsuz düşünceleri örtmekte başarılı denebilir.
1000Kitap
Gölün Dibindeki EvJosh Malerman · İthaki Yayınları · 20173,305 okunma