Travma, bireyin veya sevilen bir yakının hayatına ya da bedensel bütünlüğüne yapılan bir tehdittir. Çoğu kez gerçek saldırıların, tahribat veya ölümün eşlik ettiği bu tehdit, travmanın tanımındaki temel koşuldur. Geçmişte yaşanan kötü bir olay, insan varlığı için bir tehdit oluşturmaz ve bu nedenle travma olarak kabul edilemez. Hepimiz, üzüntülerin, korkuların öfke ve kırgınlıkların geçici olduğunu ve bizler için bir tehdit oluşturmadıklarını biliriz. Fakat, insan varlığının bütünlüğünü, tutarlığını ve sürekliliğini bozmaya, tahrip etmeye veya yok etmeye yönelik bazı olaylar vardır ki bu olaylar, kişinin kendisi hakkında olumlu değerlendirmelerden oluşan düşüncelerini yıkar ve kendisi için dünyanın artık anlamlı, düzenli ve adil bir yer olmadığı biçiminde algılanmasına yol açar. İşte bu olaylar, ağır travmatik olaylar olarak nitelendirilebilen olaylardır ve etkilerini insanın maddi ve psikolojik varlığında kazıdıkları derin izlerle belli ederler. Bu izler, açıklanabilir fakat hiçbir zaman silinemez.