Sedat Topçu

Sedat Topçu

Yazar
8.3/10
9 Kişi
·
24
Okunma
·
2
Beğeni
·
973
Gösterim
Adı:
Sedat Topçu
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen
Doğum:
Bartın, 1940
Bartın’da doğdu. İlk ve Orta okulu doğduğu kentte, liseyi İstanbul-Kabataş Erkek Lisesi’nde bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden mezun oldu. Askerlik görevini yedek subay öğretmen olarak İstanbul “Kuleli Askeri Lisesi”nde yaptı. Askerlikten sonra, İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne Psikolog olarak atandı. Dünyada “Anti-psikiyatri” akımının yaşandığı 1970 yılında İngiltere’de “Henderson Hospital”da “Therapeutic Community-Tedavi Edici Topluluk” konusunda uygulamalı eğitim gördü. Dünya Sosyal Psikiyatri Derneği’nin(The World Association for Social Psychiatry-WASP) Kurucusu Dr.Joshua Bierer’le çalıştı.
Devlet bursu ile gönderildiği İngiltere’de, Londra Üniversitesi “Institute of Psychiatry’”de Psikoloji Doktorası(Ph.D) yaptı. İngiltere’de “Netherne Hospital Psychology Department”da araştırma psikoloğu olarak çalıştı.
Türkiye’ye döndükten sonra,bugünkü Muğla Üniversitesi’ nin özünü oluşturan “Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu”nda öğretim görevlisi ve Müdür Yardımcısı olarak bir yıl görev yaptı. Buradan, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne naklen atandı ve bu üniversitede sırasıyla, yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarında 18 yıl çalıştı. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği’nin(ÇARE-DER) kurucu üyesidir.
Yerli ve yabancı dilde yayınlanmış birçok çalışması ve kitapları bulunmaktadır. “Çocukların Cinsel İstismarı” ve “Silinmeyen İzler”, “İnsan ve Psikiyatri” yazarın en son yayımlanan kitaplarıdır. “Medyadan Psikolojiye” başlıklı kitabı 2000 yılında yayınlanmıştır. Kendisi halen Ankara’da yaşamaktadır.
Canlılar aleminde insan, arzu ve zevkleri ugruna birbirine karşı en acımasız ve vahşi davranışlarda bulunabilen ve birbirlerini yok etmek için her türlü insanlık dışı yola başvurabilen tek canlı varlıktır.
Araştırmalar, ensest ilişkisinde bulunan babaların eşduyuştan (empati) yoksun olduklarını göstermektedir. Empatiden yoksunluk, istismarcının kurban çocuk ile duygusal özdeşim kuramamış olması nedeniyle giriştiği istismarın sonuçlarını algılayamaması hali olarak tanımlanabilir. Bu durum, çocukları küçük yaşlarda iken, ensest suçlusu babaların ya evde bulunmamaları ya da çocuk bakımı ile ilgilenmemeleri nedeniyle, ilk yaşlardan itibaren ensest kurbanı çocukla kendileri arasında bir bağın oluşmamasına dayanarak açıklanmaktadır.
Eski Mısır'da baba ve kız, anne ve oğul, erkek ve kız kardeşler arasında ensest evliliklerinin gerçek olduğu bilinmektedir. Eski Mısır kralları hanedan kanının saflığını ve devamını sağlamak için çoğunlukla kız kardeşleri ile ve bazen de kendi kızları ile evlenirlerdi. Erkek ve kız kardeş arasındaki evliliklerin, eski Hawaii'de, yine eski Meksika'da Mixtec'lerde ve İnka'larda uygulandığı bilinmektedir. Daha yakın tarihlerde, Avusturya'da Habsburgs hanedanında ve Avrupa'da kraliyet ailelerinde tam ensest biçiminde olmasa bile akrabalar arasında evlilikler yapılmıştır.
Araştırmalar, ilk çocukluk döneminde istismara uğramanın, uzun vadede genç suçluluğu, erişkin suçluluğu ve şiddet suçları ile sonuçlandığını göstermektedir.
Sedat Topçu
Sayfa 13 - Phoenix
İstismar kurbanı 3 yaşın altındaki çocuklarda dahi kabus ve gece terörü gözlenmiştir. Oysaki kabus bu yaşın altındaki çocuklarda genellikle görülmemesi gereken bir tepkidir.
Her yaştan kızların cinsel istismarı yoğun bir biçimde araştırmalara konu yapılmasına karşın, erkek çocukların cinsel istismarı, yakın zamanlara kadar ilgi çekmemiş ve konu inkar edilmiştir. Son yıllara gelinceye kadar, yetişkin ile çocuk arasında yaşanan cinsel istismar olgularında, erkek kurbanların sadece küçük bir oranı oluşturduğuna inanılmıştı. Bu durum, kaçınılmaz olarak cinsel istismarın sıklığı ve yaygınlığı ile ilgili verilere yansımış ve bu verilere dayanılarak kızların erkeklere göre çok daha yüksek oranlarda cinsel istismara maruz kaldıkları iddia edilmiştir. Oysaki gerçekler bunu doğrulamamakta ve son yıllarda yapılan araştırmalar, erkeklerin kızlar kadar veya onlara yakın oranlarda cinsel istismara maruz kaldıklarını göstermektedir.
Bir toplumda "Eti senin kemiği benim","Dayak cennetten çıkmadir","Kızını dövmeyen dizini döver"veya insanların "dayakla yola geleceği " "eksik etek"gibi sosyal basmakalıp yargılar hüküm sürdükçe o toplum bireylerinin otoriter ve saldırgan yöntemlerden yana olmaları kaçınılmazdır.
Erkek ve kız çocukların istismara maruz kaldıkları ortalama yaşın 8 ile 12 arasında olduğu bildirilmektedir.
Folklor tarihinde, hekimlerin zührevi hastalığı olan kimse­lere, hastalığın tedavisi ve mikrobu emmesi için çoğu kez bir çocuk ile cinsel ilişkide bulunmayı önerdiklerine dair kayıtlar bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler raporlarında, bu inanışın özellikle Güney Afrika'da bugün bile yaygın olduğu ve HIV ya da AIDS hastasının bakire ile cinsel ilişkide bulunduğu takdirde iyileşebileceğine inanıldığı kaydedilmektedir. Bu durum, kuşkusuz Güney Afrika'daki çocuk cinsel istismar oranlarının ne­den yüksek olduğunu da açıklamaktadır. Gerçekten de, Güney Afrika'da 2000 yılında 67.000 çocuğa cinsel tecavüzde bulunul­duğu saptanmıştır. Ancak araştırmacılar, gerçek sayının bunun 10 misli olduğu görüşündedirler.
Blanchard vd. (1999) tarafından yapılan bir araştırmada, 679 pedofil suçlusunun zeka düzeyleri değerlendirilmiş ve elde edilen sonuçlara göre, eşcinsel ve çiftcinsel (bisexual) pedofillerin ortalama zekalarının, karşıtcinsel pedofil suçlularının zekalarından anlamlı olarak düşük olduğu bulunmuştur. Aynı araştırmada, pedofil suçlularının zeka düzeyleri düştükçe istismara uğrayan çocukların yaşlarının da küçüldüğü saptanmıştır.
382 syf.
Nerdeyse hergün medyada duyuyoruz çocuk istismarı.Kitapta psikolojik etkileri yasal değerlendirme anlatılmış fakat kapsamlı değil.Sürekli aynı konuları tekrarlıyor.Bu kadar hassas ve mühüm bir konuda daha kapsamlı bir bilgi verilebilirdi.
382 syf.
·Beğendi·5/10
Kitaptan önce kitabın konusuna duyarlı olmamız gerektiğini düşünüp kitabı aldım. Çocuğa karşı uygulanan cinsel istismar, Pedofili rahatsızlığı, ensest istismarı ve çeşitleri, ve tedavi ! Gerçekten ilginç bilgiler edindim. Birçok araştırmaya dayanarak yazılmış olduğu apaçık, emeğe saygı duyuyorum.
382 syf.
·42 günde·8/10
Her suç türü tabii ki bir şekilde insana veya topluma zarar verir ancak özellikle cinsel suçlar kişinin hayatını sürekli etkileyen izler bırakır. Hele ki çocuklara yönelik cinsel suçlarda artık o çocuğun sağlıklı bir birey olarak toplumda yer alması çok zor bir süreçtir. Şu aralar biraz da siyasi popülizm ile idam tartışmaları devam ede dursun ben her zaman için çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarında, bir hukukçu olarak idamın getirilmesini temenni etmişimdir. Bir kişinin bütün hayatını etkileyen bir eyleme karşılık gayet adilane bir ceza bence ama gel gelelim bizim ceza hukuku sistemimiz suçluyu ıslah etme ve dönüşü olmayan cezaları vermeme üzerine kuruludur. Ceza hukukunun temel amacının vicdanları rahatlatmak değil, toplumun düzenini bozan bireyleri toplumdan tecrit ederek ıslah etmek olduğunu biliyorum ama benim gördüğüm kadarıyla bu şahıslar bu sistemle ıslah olmuyorlar ve büyük çoğunluğu cezalarını çekip toplum arasına karıştıklarında aynı suçu yine işliyorlar. En son temmuz ayında kamuoyunda kimyasal hadım olarak geçen “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Hükümlü Olanlara Uygulanacak Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik” yürürlüğe girdi ancak ne kadar faydalı olacağı tartışılır.

Kitaba gelecek olursak; çok derinlemesine irdelenmesi gereken bir suç türü ve kitap bu açıdan baya faydalı bilgiler içeriyor. Çocukların ve gençlerin cinsel istismarı, pedofili, ensest ve engellilerin cinsel istismarı gibi önemli başlıklar içermekte. Özellikle de kitabın son kısmında işin adli boyutu ele alınarak cinsel istismara uğramış çocuklarla nasıl konuşulması, ifadeleri alınırken nelere dikkat edilmesi gerektiği gayet güzel anlatılmış. Psikolojik bir kitap olsa bile sizi kesinlikle tıp diline boğmadan her şeyi gayet anlaşılır bir dille sunuyor. Kitapla ilgili eleştireceğim kısım ise yer yer tekrar eden ve zaten bilinen bilgiler içermesi. Belki ben bu tarz olayların içinde olduğum için bana aşina gelmiş de olabilir. Yine de psikoloji okuyan veya çocuğu olan arkadaşlar dışında, özellikle hukukçu arkadaşların okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sedat Topçu
Unvan:
Türk Yazar-Akademisyen
Doğum:
Bartın, 1940
Bartın’da doğdu. İlk ve Orta okulu doğduğu kentte, liseyi İstanbul-Kabataş Erkek Lisesi’nde bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden mezun oldu. Askerlik görevini yedek subay öğretmen olarak İstanbul “Kuleli Askeri Lisesi”nde yaptı. Askerlikten sonra, İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne Psikolog olarak atandı. Dünyada “Anti-psikiyatri” akımının yaşandığı 1970 yılında İngiltere’de “Henderson Hospital”da “Therapeutic Community-Tedavi Edici Topluluk” konusunda uygulamalı eğitim gördü. Dünya Sosyal Psikiyatri Derneği’nin(The World Association for Social Psychiatry-WASP) Kurucusu Dr.Joshua Bierer’le çalıştı.
Devlet bursu ile gönderildiği İngiltere’de, Londra Üniversitesi “Institute of Psychiatry’”de Psikoloji Doktorası(Ph.D) yaptı. İngiltere’de “Netherne Hospital Psychology Department”da araştırma psikoloğu olarak çalıştı.
Türkiye’ye döndükten sonra,bugünkü Muğla Üniversitesi’ nin özünü oluşturan “Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu”nda öğretim görevlisi ve Müdür Yardımcısı olarak bir yıl görev yaptı. Buradan, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne naklen atandı ve bu üniversitede sırasıyla, yardımcı doçent, doçent ve profesör kadrolarında 18 yıl çalıştı. Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği’nin(ÇARE-DER) kurucu üyesidir.
Yerli ve yabancı dilde yayınlanmış birçok çalışması ve kitapları bulunmaktadır. “Çocukların Cinsel İstismarı” ve “Silinmeyen İzler”, “İnsan ve Psikiyatri” yazarın en son yayımlanan kitaplarıdır. “Medyadan Psikolojiye” başlıklı kitabı 2000 yılında yayınlanmıştır. Kendisi halen Ankara’da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 24 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.