tam kestiremedigim nedenler oluyor, hayatin azi disleri, sansasyonel olaylar, irklar, ayrimlar, bir ideolojinin, bin teroristin oldugu anlar. taraf bulamadigim anlar. butun olagan seylerin arasinda esigi gecmemek kaydiyla, saclarimi kazimayi dusundum. ustune 3-4 sigara icilecek, birkac kopek olacak son gorulen seklinde bir twit atasim geldi, yillar oldu. atamadim. bunu icinde ölüm gecmeyen bir dizeyle anlatabilmem mumkun degil, o oyle bakarken, mumkun degil. intihar bir toplumun tek bir insanin ustunde isledigi cinayete deniyormus. zihnimle aram. tutarla giderlerim. ikimizden birinin konusmaya baslarken ki suskunlugu otekinin. birinin aglarken ki gucsuzlugu otekinin. bana yer, yon, an, zaman verme, abartiyor olabilirim. fizik degil, kanun degil. ama biri dokunsa, agzimi acmayacagim. depresyon, kaygi. rituel donguler. envai tripler
YAZININ ANATOMİSİ-Chapter 2: İLK BÖLÜM KARMAŞASI
Kitap gibi bir günden daha herkese merhaba sevgili 1K ahalisi. Görüşmeyeli nasılsınız? Ben maviyle, yıldızlarla ve geceyle kafayı bozmuş R. A. Süreyyâ. Bir önceki chapter’ımızda villainler hakkında konuşmuştuk. Bugünkü konumuz ise, filepenyez ✯ ’in önerisi ile, ilk bölüm yazmak üzerine olacak. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kahveleriniz hazırsa arkanıza yaslanın ve benimle beraber bu dünyanın içine dalmaya hazırlanın.💙 Not: Bu yazı tiramisu yerken ve nescafe içerken hazırlanmıştır. :) Belki de kitap yazmanın, fikir bulmak ve evren kurmaktan sonraki en zor şeylerinden birisidir, o boş sayfanın başına geçip ilk cümleyi yazmak. Çünkü nasıl devam ettireceğimizi bildiğimiz öykülerimizin girişini nasıl yapacağımızı, nasıl başlayacağımızı bulmak bazen imkansız bir işi başarmak gibi gelir. Yazarlıkla uğraştığım için kendi deneyimlerimi de paylaşmak isterim. Gördüğüm ve araştırdığım kadarıyla bu konu, neredeyse herkesin başına gelen bir şey olmasına rağmen, ne hikmetse benim hiç yaşamadığım bir zorluk. Neden acaba diye kendimi sorgulayıp düşündüm, çalışma yöntemlerime baktım, araştırmalarımla karşılaştırdım ve bu sorunu yaşayan insanların anlattıklarıyla da değerlendirdiğimde, böyle bir yazı çıkardım karşınıza efenim.🌠 Karşılaşılan en büyük engellerden ilki, kişinin (yazarın/yazar adayının) ne anlatacağını henüz kendisinin de tam olarak bilmiyor oluşu şeklinde geliyor. İlerleyen bölümlerde hikaye oluşturma ve evren kurma üzerine de konuşuruz fakat şimdilik bir köşede göstermelik dursunlar. Şimdi; yazmak için o defterin/bilgisayarın başına oturduğumuzda, eğer ki artık bir senaryo veya taslak çalışması yapmak değil de, gerçekten ortaya çıkaracağımız esere başlamak istiyorsak, hikayemize son derece hakim olmamız gerekiyor. Bunun üzerine günlerce, haftalarca, hatta
YAZININ ANATOMİSİ♧
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
kahveler işlevini kaybetmiş, tarih nankör bir ders, kediler dinozorları görmeye niyetli, anneler yoğun bakışlı, sevgililer berbat dünyalı, yağmurlar topraktan yüz çevirmiş, dostlar kahır yüklü, yemekler imtihana dahil, kitaplar gırtlakta yumru, geceler derde platonik, aşklar leyla ile ferhat, dergiler samanda iğne, gazeteler bankta dede, şiirler kıyamet alameti, göz bozukluğu virüs, yargılar anadan doğma, ırklar kaf dağı yarışı, yalnızlık sultanlık, örümceklerde yasama sorumsuzluğu, karıncalarda yasama dokunulmazlığı, içim teceddüd-i emsal, eleştiriler gavurca, yaşamım kümun, zuhuru yok ve dünya sallanıyorrrrrrr. fıtratı bozmayalım. kadim öğüt, budistlik yok.
Duygu ve Düşünce
... HANGİ IRKTAN OLDUĞUNUN NE ÖNEMİ VAR?
Bediüzzaman Hazretlerinin etnik kimliği önemli midir? Hem "evet" hem "hayır" diye cevap vermek gerekir bu soruya. "Hayır." Çünkü mürşidin etnik kimliği irşadının değerini etkilemez. Nitekim, İslâm ümmeti, Araptan Türke, Kürtten Çerkese, Boşnaktan Laza, Farisîden Hintliye vs. çok çeşitli ırklardan bahşedilmiş bir âlimler meclisi gibidir. Elhamdülillah. Hepsinin irşadı da kalbimizin içi, başımızın üstüdür. (Yüzümüz kıyamete kadar ayaklarının bastığı mübarek toprağa sürünsün.) Hani "Hanefî imâmlarının en büyüklerinden" İmâm Züfer rahimehullah için anlatılır ya: Düğününde, aslen Farisî olan, hocası İmâm-ı Âzam Ebu Hanife rahimehullaha konuşma yaptırınca, Arap olan kabilesinin büyükleri ona çıkışırlar: "Arapların büyükleri burada dururken sen bir acemi mi konuşturuyorsun?" Hazret-i İmâm'ın cevabı gayet nettir: "Babam da sağ olsaydı, burada yine onu değil, Ebu Hanife'yi konuştururdum." Bu anlamda sahiden ırkların hiçbir ehemmiyeti yoktur. Fakat, diğer bir açıdansa, "Evet", ırkların ehemmiyeti vardır. Çünkü Cenâb-ı Hakîm Celle Celâluhu o ırklarla da bazı imtihanlar murad eder. Bazı hikmetler gösterir. Bazı okumalar yaptırır. Bazı terbiyelerden geçirir. Nitekim, Bediüzzaman Hazretleri de, 20. Söz'de, 'Bakara sûresinin isminin neden bakara olduğunu' izah ederken, önemli bir noktaya işaret eder: İsrailoğullarına Mısırlılardan geçen "inekperestlik" sapkınlığı Allah Teâlâ'nın onlara bir inek kestirmesi ile son bulmuştur. Yâni bazı marazların tedavisi "zıttıyla amel etmekte" saklıdır illa. "İşte, Kur'ân-ı Hakîm, Hazret-i Mûsâ aleyhisselâmın risaletiyle, o milletin seciyelerine girmiş ve istidatlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü, bir bakarın zebhiyle ifham ediyor." **Yine bu anlamda "secde", sadece bir fiil olarak bile, insanın
Bediüzzaman Said Nursi
... HEM KÜRT HEM DE SEYYİD OLAMAZ MI?
Belki üç aydan fazladır Bediüzzaman Hazretlerinin Seyyidliği-Kürtlüğü üzerine dönen tartışmalara dâir bir yazı yazmak emelindeydim. Fakat ne kadar denedimse çalıştırılmadım. [...] Elbette benim de görüşlerim yalnızca beni bağlar. Kimseyi illa iknâ olmaya zorlayacak değilim. Fakat, işte, şöyle böyle 25 yılı bulan nurculuk maceramda meseleyi kendi zihnimde-kalbimde böyle tavazzuh ettirebildim. Bir şekle soktum. Bu bana lâzımdı. Zira meşreben kendimi Hasan Feyzi abi merhuma pek yakın bulurum. Hani Üstad Hazretleri onun hakkında Emirdağ Lahikası'nda diyor: "Herşeyi çabuk kabul etmeyen ve delilsiz teslim olmayan..." Bana da "Şunu-bunu şöyle-böyle kabul edeceksin!" denirse çabuk kabul etmem. Delilsiz de teslim olmam. Nitekim mevzuda bazı müşkülât vardır. Zira Bediüzzaman Hazretlerinin bizzat kendisine âit olduğunu bildiğimiz "birincil metinler" ile hatıralarla gelen "ikincil metinler" arasında zâhiren tenakuz bulunmaktadır. Bediüzzaman Hazretlerinin, Risale-i Nur külliyâtında, yâni bizzat kendisine âit olan metinlerde, nesebine dair seyyidlik iddiası yok gibidir. Hattâ "Meşhur bir nesebim yok ki mâzisini muhafazaya çalışayım..." gibi ifadeler kullanmaktadır. Âl-i beytle kurduğu rabıta ise, yine kendisinin beyânıyla, "mânevî âl-i beytten olmak" üzerinedir. Onun da gerekçesini Hatâ-Savab Cetveli'nde "Aleyhissalâtuvesselâm Efendimizin âline edilen duâdan hissedar olmak" şeklinde beyân buyurur. Çünkü kimi müçtehidler "Seyyid olmayan fakat ehl-i takvâ bulunanlar o duâda dahildirler..." demişlerdir. __Meselenin bu yanını anmakla birlikte, ben demiyorum ki, Bediüzzaman Hazretlerinin kat'iyyen âl-i beytle nesebî hiçbir bağı yoktur. Asla demiyorum. Olabilir. Zîra, hassaten Anadolu'da, nesebler birbirine çok karışmıştır. Ve senedli Seyyidler kadar senedi bulunmayan
Bediüzzaman Said Nursi
KUR'AN NEDEN SÜREKLİ İSRAİLOĞULLARINI ANLATIR?
Doğru... evet çok anlatılır. Ama aynı Kur’an, şunu da hatırlatır: ️👉 “Senden önce de nice resuller gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık, kimini anlatmadık.” (Nisa 164 - Mümin 78) ❗️Bu bir tek ayet şu iddiayı yıkar: 👉 “Bütün elçiler sadece İsrailoğullarındandır.” — Hayır! Daha anlatılmayan, bilinmeyen çok sayıda elçiler var... [124/224 bin rakamları şehir efsanesi, sayısını Rabbim bilir.] ❗️Elçi gelmeyen toplum yok yani; şayet gelmediyse hesap sormak da yok. Halep ordaysa, Kur'an burda: 👉 "Biz, bir elçi (resul) göndermedikçe azap edici değiliz." (İsra 15) 👉 "Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı geçmiş olmasın." (Fatır 24) 👉 "Biz her ümmete bir elçi gönderdik." (Nahl 36) 🔎 Gelelim ana mevzuya: İsrailoğulları neden mi çok anlatılır? Madde madde gidelim.