Ne hazin, yürüyoruz simsiyah menzillere
Oysa bir güneş gibi başucumuzda sevda
Gülümsüyor lekesiz tenhâsında yüzlerin
Şarkılara sığınmış, yapayalnız ve derin
Yürüyoruz karanlık, hummalı bir dehlizde
Gelincikler ağlıyor ayak izlerimizde
Neden hep ikiyüzlü tutkular ve aynalar
Yitirdik esrarını bütün maviliklerin
Nağmeler de ürküyor bu garip hâlimizden
Farkında mısın, hayat gidiyor elimizden
Yoksa gözlerin midir gökyüzünde yıldızlar
Kalbinde gizlediğin masallarda her mevsim
Gül kokan karanfiller, lâle renkli yaldızlar
Yağmura başkaldıran gözyaşı, aşk ırmağı
Ya senin yollarında biriktirir kışları
Ya da benim yurdumda sonbahardır genç kızlar
Kuşkular bizi bekler yolların ayrımında
Bulsak da bahçemizde unutulan kuşları
Aldılar bulutları yorgun düşlerimizden
Farkında mısın, hayat gidiyor elimizden
Çocuklar
Büyümek
Yüksekten bakmak değildir bir kalbin evrenine
Mahkûmken mağaranın oyuncak denizlerine
Sonsuz parıltısına ulaşmaktır nehirlerin
Çocuklar
Bilmelisiniz ki ölümün rahmi
Ana rahminden daha karanlık
Ve daha derin