Kitap, yaklaşık ilk 200 sayfasında katedralden ve çevresindeki yapılardan bahsediyor. Victor Hugo’nun bu kitabı yazma amaçlarından biri katedrali ve gotik mimarisini korumak olduğu için bu durumu olağan karşılıyoruz.
Olaylar, Esmeralda ve ona aşık olan üç erkek arasında şekilleniyor: Frollo, Quasimodo ve Phoebus.
Frollo: Kendisi Esmeralda’ya karşı sapkın bir aşk besler. Burada gördüğümüz sevgi değil, takıntıdır. Esmeralda’yı ölüm ve kendisi arasında seçim yapmak zorunda bırakır. Frollo, Esmeralda’ya “görünüşün Tanrı’dan daha cezbedici” der; yani Esmeralda için dinini bile geri plana atar.
Phoebus: Esmeralda ne yazık ki Phoebus’tan hoşlanır; bu yüzden de başına birçok felaket gelir. Phoebus ise kendi çıkarlarına önem veren, bencil birisidir.
Quasimodo: Toplum tarafından çirkin olduğu söylendiği için dışlanmıştır. İnsanlardan uzak durur. Katedralde büyüdüğü için sağır olmuştur. Esmeralda’yı saf bir sevgiyle sever, karşılıksızdır ve onun için fedakârlıklar yapar. Esmeralda’nın duygusal ve fiziksel olarak zarar görmesini istemez.
Bu kısımdan sonrası SPOILER içerebilir:
En çok üzüldüğüm kısım, Esmeralda’nın annesini bulduğu ama çok kısa süreli hasret giderebilmeleriydi. Çünkü Esmeralda (bu kısımda çok sinir oldum) Phoebus’u gördüğü için saklandığı yerden çıkıyor. Maalesef asılıyor. Quasimodo, Esmeralda asılırken uzaktan seyrediyor; Frollo’nun işin içinde olduğunu anladığında ise onu itiyor. Quasimodo’nun Frollo’ya fazla tepki vermemesini, ona duyduğu minnettarlık ve sadakat ile açıklayabiliriz; çünkü Frollo, onu kimse kabul etmese bile evlat edinmişti. Quasimodo iki kişinin ölümüne bakıp “İşte her şeyim” diyor. Maalesef, her şeylerini kaybettikten sonra Quasimodo’nun hayatta kalma amacı kalmıyor.