Sırça Köşk

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2019 775. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2019 00:00
Yazarın okuduğum ilk öykü kitabı Yeni Dünya’ydı, bu öykü kitabını daha çok beğendim. Başlardaki öyküleri daha çok sevdim, daha güzel ve sürükleyici geldi bana. Bence kitabın en güzel öyküsü kitaba adını veren Sırça Köşk’tü. Gerçekten çok anlamlı ve güzel bir öyküydü. Sırça Köşk metaforu her dönem için uygulanabilir sanırım. Öykülerin hepsi çok güzeldi ama Beyaz Bir Gemi, Böbrek(okuyunca hem çok etkilendim hem de çok kötü oldum) Millet Yutmuyor, Dekolman, Hakkımızı Yedirmeyiz,Kurtla Kuzu beni daha çok etkiledi. Aslında her öykünün anlatmak istediği çok derin anlamlar vardı. Toplam on üç öyküden oluşuyordu ve hepsinin içeriği, konusu gerçekten güzeldi. (Karbon Kitaplar’da on iki öykü gösteriyor çünkü Çilli adlı öyküyü içindekilerde göstermemişler.) Kesinlikle tavsiye ederim, keyifli okumalar.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2019 45. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2019 21:21
Sabahattin Ali’yi zirveye çıkaran sayfalar... Sahip olduğu gerçekliğe okuru davet ederken her bir sayfasında anlatılana aitlik hissi uyandıran benzersiz ifadeler... Neyse, kalbini sağlam tut! Tüm öykülerden alınabilecek en naif, en derin tavsiye. Özellikle “ ÇİRKİNCE” ve adının “ŞİRİNCE” olarak değişirken mekanın ironik şekilde değişikliği aksi yönde gerçekleştirmesi en çok etkilendiğim bölümdü. 1947 lerin hikayeleri hala ne kadar canlı yaşadığımız hayatta? Günümüz okurunun dahi kendini içinde bulduğu olaylar zinciri Sabahattin Ali okuma isteğinizi arttıracak.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2024 22:53
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız ama günün birinde böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap bana şunu düşündürdü: İnsan, eline güç geçtiğinde aslında kim olduğunu değil, kim olmaya meyilli olduğunu gösterir. Sabahattin Ali, Sırça Köşk’te sadece bir hikâye anlatmıyor; insanın içindeki o sessiz dönüşümü yüzümüze çarpıyor. Sırça köşk, bana göre sadece yönetenlerin kurduğu bir yapı değil; hepimizin zaman zaman kendi etrafına ördüğü görünmez duvarlar. İnsan bazen yükseldikçe yalnızlaşır, yalnızlaştıkça da gerçeklerden uzaklaşır. En tehlikelisi de bu zaten: Kırılgan olduğunu unutan bir gücün, kendini sonsuz sanması. Kitabı okurken içimde şöyle bir his oluştu: Asıl çöküş, köşkün yıkılması değil; o köşkün içinde yaşayanların, aşağıda kalanları artık “insan” olarak görmemeye başlaması. Çünkü bir yerde empati biterse, orada adalet de bitiyor. Ve belki de en çarpıcı tarafı şu: O köşk aslında camdan olduğu için değil, vicdansızlıkla kurulduğu için kırılıyor. Bu yüzden Sırça Köşk, bana göre sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda bir uyarı: İnsan, ne kadar yükselirse yükselsin, ayağının altındaki gerçeği unutursa, eninde sonunda kendi kurduğu camın altında kalır.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
Puan vermedi·134 syf.·
2026 31. kitabı
Türk edebiyatının Stefan Zweig'i diyebileceğimiz, popülerleştirilmiş, yere göğe sığdırılamayan, eseri okunmayınca ayıplanılacakmış, dışlanacakmış hissedilen, yer yer abartıldığını düşündüğüm, onun dışında okunacak kimse yokmuş gibi davranılan, sürü psikolojisi halinde övgüler dizilen ve kitap konusu açılınca ilk önerilen yazarlar arasında yer alan romancı, hikayeci, şairimiz. Kısa öykülerden oluşan bu kitabında Sabahattin Ali, toplumun alt kesiminden insanlara yer verip onların ve onlar nezdinde dünyanın halini, ahvalini anlatmış. Yazarımız Toplumcu Gerçekçi olduğundan haliyle hikayeleri ve masalları da olumsuz, ümitsiz, acıklı, çaresiz içerikte oluyor. Hatta "Bahtiyar Köpek" adlı hikâyesinde şöyle bir soru sorup aslında bu gerçeklikten kaçış olmadığını belirtmek istemiş: Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu? (s.63) Eserin sonunda yer alan "Koyun Masalı" ve "Sırça Köşk" masalları, insanlığın hem geçmişi hem şimdisi hem de maalesef değişmeyecek geleceğini anlatması bakımından çok çok önemli ve vurucu anlatılar. İnsanlık köle doğmuş, köle büyümüş ve köle ölecek. Örülen duvarlar, çizilen sınırlar ve dayatılan kavramlar yoluyla kurulan "Korku İmparatorluğu", her alanda ve her zamanda zihinleri zapt edip sadık itaatkâr ve sadık köle doğuruyor kendisine. Sabahattin Ali'nin de belirttiği gibi bu kölelik düzeninin yıkılması, son bulması için bir kıvılcım, bir soru sorma, hafif başını kaldırıp bakma yetecek fakat insanlık o kadar gaflette ve cesaretini kaybetmiş, korku dolmuş ki efendisi yerine kendi içinde kendini yer vaziyette. Benjamin Franklin de "Güvenliği için özgürlüğünden vazgeçen toplumlar her ikisini de kaybeder." diyordu... Son olarak Sabahattin Ali ile ilgili pek konuşulmayan konuya
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
9/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2022 00:00
Kitabımız 13 bölümden oluşuyor. Her bölüm kendine özgü hikayeler barındırıyor.Gözlemlerine dayanarak her alanda bir anlatı yazan Sabahattin Ali,betimlemeleri ve analizleriyle o günün sosyal,siyasi,ekonomik,dini durumunu gözler önüne seriyor.Nasıl ki çocuklar için hikayeler varsa bu eserde büyükler için gerçekleri anlatan hikayelerden oluşuyor.Tarihi gerçeklik taşıyan eleştirel tarzda ele alınmış bu kitaptan sonra Sabahattin Ali'nin düşmanları çoğalıyor çünkü kendisi ülkede yaşanan hiçbir yolsuzluğa duyarsız kalmayı tercih etmediğinden en yakınları tarafından bile dışlanıyordu.Buna rağmen haklı davasında mücadele etmekten geri kalmadı.Ne güzel böyle yazarlarımızla tanışmak ve ne güzel onları,hikayelerini tanımak.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 201969,6bin okunma
DİRENİŞİ ÖĞÜTLEYEN HİKÂYELER
Puan vermedi·141 syf.··
2021 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:23
Sırça Köşk, bir dönemin yasaklı kitaplarından. Okumadan önce neden yasaklı olduğunu tahmin etsek de okuduktan sonra gerçekler neden yasaklanır ki diye düşündürüyor. Bu kadar mı sevmiyoruz gerçeğin anlatılmasını? Bu kadar rahatsız eden ne? Gerçekle yüzleşememek niye? İfade etmeyince, anlatmayınca geçip gidecek mi öylece? Sabahattin Ali, hikâyelerinde insanı anlatmış, insan eliyle oluşturulan dogmatik düzeni. Hepsi içimizden, hepsi biziz. Açık, net bir dille yazılmış hikâyelerdeki betimlemelerle toplumun resmini çiziyor usta yazar. Ne diyelim, ellerine sağlık Sabahattin Ali, bilemedik ellerinin değerini.. Sırça Köşk, on üç hikâye ve dört masaldan oluşuyor. Kitap adını en sondaki “Sırça Köşk” masalından alıyor. İktidarlaşma eleştirisi olarak ele alabileceğimiz bu hikâye hiçbir kurumun kalıcı olmadığını gösteriyor. Liyakatın olmadığı yerde tek bir kıvılcımın nelere mâl olabileceğini gözler önüne seriyor. Halkın kendi eliyle inşa ettiği düzeni, yozlaşma başladığı anda pek tabii yine kendi eliyle yok edebileceğinin net bir ifadesi oluyor bu sembolik hikâye. Kitabın kimleri, neden rahatsız ettiğini anlamak böylece kolaylaşıyor. *** “Portakal” hikâyesi, bu kadar kolay mı insanın ekmeğiyle oynamak, diye sorgulatıyor. Burnunuza acı bir portakal kokusu geliyor. Acılığını çaresizlikten alıyor. *** “Beyaz Bir Gemi” hikâyesinin duygusu “umut”. Gözümüzün önündeki şeyi olduğu gibi değil, olmasını istediğimiz gibi algılarız. Aşırı bekleme hâli umudu besler de besler. Sonrasında gördüğümüz şey artık herkesin gördüğü şey değildir. O şey, kendi varlığından bağımsız olarak kişinin hayal dünyasında, algılayışında bambaşka bir şekle bürünmüştür artık. Umut onu o hâle getirmiştir. *** “Katil Osman” toplumsal dayatmaların, etiketlemelerin insanı o şekle girmeye mecbur bırakmasının hikâyesi.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2024 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2024 11:26
17 öyküden oluşan kitap sade, akıcı ve etkileyici bir anlatıma sahip.Her bir öyküsü gündelik hayattan güzel dersler veriyor. 1947 yılında yayınlanıp yönetime başkaldırı olduğu gerekçesiyle yasaklanan bir kitap. Çok beğendim tavsiye ederim.
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Şimdi Ben Ne Anlattım?
6/10
·141 syf.··
2023 88. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2023 21:16
Sabahattin AliSabahattin Ali bu kitabı 1947 yılında yazmıştır. Kitabın adının da geldiği Sırça Köşk hikayesi politik olduğu gerekçesiyle zamanında ülkemizde yasaklanmış ve o dönemde de toplatılmıştır. Ali'ye, devlete başkaldırı var bu kitapta, sen kim oluyorsun denilmiştir. Bana kalırsa çok ağır eleştiriler yoktur bu öykünün içerisinde ama ne yazık ki o dönem bildiğiniz üzere birçok günümüzün önemli eseri yasaklanmıştır. Bunlara örnek vermek isterim; Fikrimin İnce GülüFikrimin İnce Gülü, Asılacak KadınAsılacak Kadın, Nazım Hikmet kitapları, Aziz Nesin kitapları, Necip Fazıl kitapları, Said Nursi kitapları bunlardan bazıları. Toplam 17 bölüm vardır kitapta. 13 ü klasik hikaye tadında, 4 ü de masal biçimindedir. Açık konuşmak gerekirse kitaptaki ne hikayeleri, ne de masalları beğenemedim. Kimi yarım kalmış gibi, kimi amaçsız, kimi mesajsız, kimi zevksiz, kimi fazla sıkıcı, kimisi de hiç akmayan hikayeler ve masallardı. Yani yazarın kalemimdeki edebi dahiliğini çıkarın ve Wattpad yazarı yazmış diye söyleyin bana cidden inanırım. Hayatımda okuduğum belki en iyi romanların yazarı böyle bir kitabı nasıl yazmayı başardı bilemiyorum. Yani özellikle siyasi mesaj vereceğim diye bazı yerlerde ütopik, distopik tarza bile yer yer geçmiş. Mesaj vereceğim kafası hikayeyi ya da masalı konudan soğutmuş ve bizleri konuya uzaklaştırmış gibi hissettim. Çekiciliğini, sempatikliğini, akıcılığı özellikle çoğu bölümde kaybettirmiş. Hikayelerin çoğu şehir hikayesi. Kırsaldan uzak kalmış. Kuyucaklı Yusuf u okumuştum. Kırsalı çok iyi yazar. Ama İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna yı da okudum. Şehiri de iyi yazar. En çok şunu beğendim diyeceğim ya da şunu kesin okuyun kaçırmayın ha diyebileceğim bir hikayesi ya da masalı yok. Ne yalan söyleyim. Yukarıda belirttiğim gibi hepsi bir eksik kalmış. Hatta bazıları büyük skandaldı bana göre. Dümdüz başladı ve
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma
Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok!
10/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2023 85. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2023 14:33
Sebahattin Ali’nin vefatından önce yazmış olduğu son kitabı, Sırça Köşk. Onüç öykü ve dört masaldan oluşan bu kitap oldukça kısa fakat nitelikli hikayeleri bir araya getirmiş. Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimseyen Sebahattin Ali, yoksul olmak, yoklukta olmak, sahipsiz bırakılmak insanın başına neler getirir; bunu, bu kitapta toplumun çeşitli kesimlerinden, birbirinden farklı insan manzaraları ile aktarılmış. Bir kaç cümle ile bu öykülerden bahsetmek istiyorum. Portakal; toplumun ticaret ahlakından bir kesiti ele almış. Beyaz Bir Gemi; sanatı sanat için yapmayanları (sözde sanatçıları) konu alıyor. Katil Osman; mahalle baskısının sonuçlarını, bir katil yaratan toplum baskısını anlatıyor. Böbrek; sanırım okurken en çok etkilendiğim hikaye bu oldu. Özellikle kurduğu bir kaç cümle ile içimi dağladı. İnsanların çare ararken nasıl çaresiz bırakıldığını okudum. Cıgara; bütün insani haklardan yoksun bırakılan sokak çocuklarından bahsediyor. Millet Yutmuyor; sözde sanat uğruna, insanları kandırmak için yapılanları konu alıyor. Bahtiyar Köpek; bu kısa öyküde Sebahattin Ali, onun edebiyatını eleştirenlere atıfta bulunuyor. Çilli; toplumdan soyutlanmış, toplumun dışına itilmiş yüzlerinden olan hayat kadınlarının öyküsünü yazıyor. Dekolman; bu öyküde kısmen emeğin sömürülüşüne, kısmen toplumdaki mesleki özgüvensizliğine, kısmen de yahudi zulmüne değiniyor. Bu hikayede ve kitaptaki bir kaç hikayede sağlık sektörünü, özellikle doktorları eleştirdiği yerlerde o kadar yerinde ve haklı tespitleri vardı ki, günümüzde hala aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Hakkımızı Yedirmeyiz; dinin gölgesine sığınarak, milletin hakkını yiyenleri konu almış.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,6bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.