İnce Memed benim için yalnızca bir hikâye değil, Çukurova’nın sıcağında filizlenen bir başkaldırıdır. Okurken sadece bir roman okumuyorsunuz; toprağın kokusunu, rüzgârın sertliğini, insanların acısını iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu yüzden beni en çok etkileyen eserlerden biri oldu. Kitabın bu şekilde bitmesi beni şaşırtmış olsa da aslında beklenen bir sondur. Çünkü İnce Memed bir kez dağa çıkınca artık tek bir insan olmaktan çıkar; tüm ağalara karşı duran bir ses olur. İnce Memed ölmez; zulüm sürdükçe bir yerlerde yeniden doğar. Bu yüzden bu hikâye bitmez, yalnızca dilden dile sürer.