Ne olduğuna dikkat etmediği "dünya"nın üstünde bir duman içindeymiş gibi, "hiç"i görmeyerek yaşardı. Aşkı, Allah'ı, gerçeği, mutluluğu, amacı ruhundaydı. Aşkın dışındaki şeyler onun etrafında toplanmış bir küme bulutuydu. "Vücut" yoktu.
Sayfa 53 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu
Onun düşüncesince köylerin, kasabaların, şehirlerin adlarına da gerek yoktu. Hepsi "dünya" demekti. Balık, denizinde nasıl hiçbir mantığa, hiçbir kanuna bağlı olmadan, rahat rahat yüzerse, o da dünyasında öyle serbest gezerdi. Ilkbaharlar, sonbaharlar, yazlar, kışlar doğanın birer efsanesiydi. Hükümet, kanun, aile, din, ahlak, kısaca her şey onun için anlamı olmayan birtakım uydurma şakalardı. Vücut bir rüyaydı. Yaşam bir seraptı. Ancak cahiller bu rüya ile seraba aldanırlar, boş yere üzülürlerdi. Gerçek "bir"di. O da "aşk"tı. Aşkı idrak eden büyük gerçeğe ermiş, dış, iç evrenin, hakkın anlamını anlamıştır.
Sayfa 52 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu
"Ulan, bu ne hal?"
Saf çoban, uğradığı haksızlığa şaşırmış gibiydi. Fakat yine mantığını kaybetmemişti. acı bir serzeniş ile:
"Ne olacak efendim," dedi; "hesabını doğru veren böyle yüzünün akıyla dışarı çıkar."
Sayfa 50 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu
"Hepsini yanmış, kül olmuş farzediyorum. Artık dünyada bir tane olsun doğru adam yok.", dedi.
Doğruluğun varlığına dini gibi iman eden Müftü:
"Var ama, sen bulamıyorsun.", diye başını salladı.
Mehmet Efendi kızdı:
"Yok, yok, yok. Vallahi, billahi yok. Herkes yalancı, herkes dolandırıcı. Denemediğim ne hısım kaldı, ne akrabam. Kardeşim bile beni aldattı."
Sayfa 45 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu
"Yani zengin işte...", dedim.
Logariymacı durdu. Derin siyah gözlerini açtı: "Ne o? Beğenemiyor musun?" diye güldü, "kuruntuyu bırak. Zenginlik bu! Şarap değil yavrum! Eskisi de bir, yenisi de!"
Sayfa 44 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu