Logaritmacının azme, iradeye, emeğe, hesaba dair söylediği geometrik hikmetleri dinlerken, artık göğsümün, görünmez kesme kaya yığınları altında ezildiğini duyuyordum. Doğru dürüst eğitim bile görmemiş yalınayak, başıkabak bir uşak yamağının ip ameleliğinden ustabaşılığa, ustabaşılıktan fabrikatörlüğe, fabrikatörlükten müteahhitliğe, müteahhitlikten arabayla milyonerliğe yürüdüğünü görmek bilmem neden, bana acı geliyordu. Kıskanıyor muydum? Evet, kıskanıyor muydum? Ama neden? Amerika'nın en ünlü, en büyük iktisat kralları da on parasız işe başlamamışlar mıydı? Muhakemem, mantığım üzüntümü düzeltemiyordu. Uzandığı ciğerin karşısında "pis!" diye yalanan sıska bir kedi kadar zavallıydım. Kendimi tutamadım. Sanki bu zenginliğe, bu emeğe hiç önem vermiyormuşum gibi, aşağılayarak yüzümü ekşittim.
Sayfa 43 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu
Tam verecektim. Elimi cebime götürdüm. Birdenbire bu gereksiz merhametle kuvvetli bir gencin azmini kıracağımı düşündüm. Evet, sırf merhametle yapılmış bir yardım, katıksız bir cinayetten başka bir şey değildir. Kime acıyıp karşılıksız olarak yardım edersek, onun azmini, iradesini dumura uğratıyoruz demektir.
Sayfa 41 - Gün Yayıncılık (sabah gazetesi)·Kitabı okudu