Bir arkadaşımla Ezoterizm ile ilgili bir konuda konuşuyorken, Haruki Murakami'yi duyup duymadığımı, okuyup okumadığımı sordu. Hayır cevabıma karşılık şaşkınlığını gizleyemedi. Üstüne üstlük bir de 'Sahildeki Kafka'yı al hemen oku dedi. Durur muyum hemen Google 'ye Sahildeki Kafa yazıverdim telaşlı merakla. Şimdi şaşkınlık sırası bendeydi. Ne tuhaf bir kitap kapağıydı bu!? Çok yadırgadığımı hatırlıyorum da şimdi, sonraları Murakami kimdir, necidir, ne iş yapar, kaç tane kitabı vardır sorgula-araştırmasına girdiğimde kendime hak vermiştim. Gerçekten de sanki son dakika aceleye getirilmiş, hemen oracıkta, eldeki malzemelerle ne var ne yok karıştırılmış; baskıya yetiştirilmişti dünya baskılarıyla karşılaştırma yapıldığında. Kitap kapakları önemlidir benim için. Bir zamanlar -film arşivi yaparken- DVD film kapakları da öyleydi. Görsellik ön planda olmuştur bende hep. İşin içinde bir de karga olunca, içimdeki heyecan yokuş aşağıya koşuşturmaya başladı. Daha Murakami 'ye bakarken 'Sahildeki Kafka'nın siparişini vermiştim bile! Uzun zamandır böyle coşkulu ve zevkle (dinlediğim) kitap okumayı özlemişim. Evet, yanlış yazmadım dinlemek dedim. Oşima karakterinin spor arabasında dinlediği müzikleri birer referans mektubu gibi sunması, dipnotları didikleyerek okuyanlar için çıldırtıcı derecede merak uyandırır. Sayfa 156'da "Franz Schubert'in piyano sonatlarını hakkını vererek çalmak, dünyadaki en zor işlerden biridir de ondan. Özellik de D Majör Sonatı öyledir." 458'de; "Rubinstein-Heifetz-Feuermann Üçlüsü"; " Arşdük Üçlüsü"; " Haydn konçertoları bir numaradır. Çelloyu çalan da Pierre Fournier"; ya da "My Favorite Tings, John Coltrane'nin soprano saksafonu"; Bir de 442'de beni şok eden " Kafka, Çekçede karga anlamına gelir" dediğinde (...)
***
Haruki Murakami 'nin almış olduğu