irem

incir agaci teorisi
yaşamımın, öyküdeki yeşil incir ağacı gibi önümde dallanıp budaklandığını görüyordum. her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşsiz bir gelecek beni çağırıyor, göz kırpıyordu. incirlerden biri, bir eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı. bir başkası, ünlü bir ozan, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika, biri Constantin, Sokrates, Attila ve garip adları değişik meslekleri olan daha bir yığın aşık, bir başkasıysa Olimpiyat takım şampiyonu bir kadındı. bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım daha bir sürü incir daha vardı. kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum. ve incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum. hepsini ayrı ayrı istiyordum incirlerin, ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti. ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararmaya başlıyor ve birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ömrümde ilk kez kendimi korkunç yetersiz hissettim. işin kötüsü, oldum olası hep yetersizdim, yalnızca bunu şimdiye dek hiç fark etmemiştim.
Alıntı
ne var ki ben, erkeklere herhangi bir biçimde hizmet etme fikrinden nefret ediyordum.
Alıntı
eğer birinden hiçbir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın.
Alıntı
aslında benim hiçbir şeyi idare ettiğim yoktu, kendimi bile.
Alıntı