gerçeğe ulaşmak artık ölümden korkmamak demektir. her ikisiyle de yüz yüze gelmek büyük bir cesaret gerektirdiğinden ölümle gerçek birbirlerine benzer.
gerçekler de insanı öldürdüğü için ölüm gibidir.
erkeklerden nefret ettiğimin farkındaydım fakat bu sırrı uzun yıllar başarıyla sakladım. en çok nefret ettiğim erkekler bana öğüt vermeye kalkışanlar ya da beni yaşadığım hayattan kurtarmak istediğini söyleyenlerdi. onlardan daha çok nefret etmem, benden daha iyi olduklarını ve yaşamımı değiştirmek için bana yardımcı olabileceklerini sanmalarındandı. şövalye gibi görürlerdi kendilerini. başka koşullarda oynayamadıkları bir roldü bu. benim düşük bir insan olduğumu anımsatarak kendilerini soylu ve üstün hissetmek isterlerdi.
kendi kendilerine.
ama aşkta her şeyimi vermiştim. yeteneklerimi, çabamı, duygularımı, en derin duygularımı… bir azize gibi, bedelini hesaplamadan, elimde avucumda ne varsa hepsini vermiştim. tek bir şey dışında hiçbir şey istememiştim, hiçbir şey: aşkın korumasına sığınmak. kendimi yeniden bulmak, yitirdiğim benliğimi yeniden kazanmak.