İrem BAĞGÜL

İrem BAĞGÜL
Öğrenci
Gazi Üniversitesi
45 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Gece Yarısı Kütüphanesi
Puan vermedi·282 syf.··
2023 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2023 12:59
2020 yılının en iyi kitabı seçilmiş. Benim hoşuma giden bir kitap oldu. Çünkü çoğu şey ters gitse de özünde pozitif duygular içeriyor. Hepimizin hayatında önemli kararlar aldığı an olmuştur ve hep acaba öbür türlü yapsaydım nasıl bir hayatım olurdu diye çok düşünmüşüzdür. Bu kitapta da kahramanımız Nora hayatından memnun değil. Geçmişe takılı kalmış biraz da. En kötüsü de kendini suçlamakta. Oysaki insanın elinde olmayan şeyler vardır. Yaşarsın ve tecrübe edinirsin. Duygusal insanlarda bu durum pek kolay olmuyor. Nora farklı kararlar alsaydı nasıl bir hayat yaşardı? Gece yarısı kütüphanesinde bunu deneyimliyor. Gittiği her hayatta hoşuna gitmeyen bir şeyler oluyor. Anlıyor ki bu zamana kadar boş yere kendine kızmış. Çünkü diğer hayatları hayal ettiği gibi değilmiş. Kendi hayatının değerini anlamış. Kendine kızmak yerine hayatını sevmeye başlamış. Bu kitabı okurken hayatımı olduğu gibi kabul etmem gerektiğini anladım. İlla ters giden şeyler olacaktı ama biz hayatı sevdiğimiz sürece bir şekilde kötülükler gelip geçecekti. Bu yüzden akışa bırakmalıyız. Hayatı ve kendimizi sevmeliyiz.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kuyucaklı Yusuf
Puan vermedi·235 syf.··
2023 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2023 17:50
Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali'nin ilk kitabıdır. Arada anlamını bilmediğim kelimelere rastlasam da akıcı bir dili var. Duyguları hissettiriyor. Okurken yer yer bütün karakterlere kızdığım noktalar oldu. En çok da Şahinde'ye kızdım. Kendi kızının bu kadar kötü şeyler yaşamasına izin verdi. Para ve lüks onun için her şeyden önemli oldu. Yanlış olduğunu bilse de kendinde hiçbir hata görmedi. Hatta ölen mülayim, sakin eşini bile suçladı da kendisini bir türlü suçlamadı. Kızı Muazzez'e ise hem kızdım hem üzüldüm. Annesine karşı net davranmak yerine ona uydu. İçinde üzüntü barındırsa da Yusuf'a karşı dürüst olmadı. Annesi gibi yaptığı hataların suçunu başkalarında aradı. Böylelikle vicdanını rahatlatmaya çalıştı. Yaşadıkları kolay değildi özellikle de on beş yaşında bir çocuk iken. Herkese hemen inanabilirdi. Doğruyu, yanlışı tam ayırt edemiyordu. Yusuf bunun farkındaydı bu yüzden Muazzez'de hata bulmuyordu ve onu çok seviyordu. Muazzez de Yusuf'u seviyordu. Sâlahattin Bey öldükten sonra aile büsbütün dağıldı. O zamana kadar hiçbir iş öğrenmek istemeyen Yusuf, evin bir arada kalmasını sağlamak ve evi geçindirmek zorundaydı. O da aslında bir çocuk sayılırdı. Böyle bir sorumluluk ona ağır geliyordu. Yine de elinden geleni yapıyordu. Yusuf sakin, kibardı. En sinirlendiği anda bile aklına ilk geleni yapmazdı. Önce düşünür sonra konuşarak halletmeye çalışırdı. Belki de yaşayacağı en ufak bir kavga annesiyle babasını kaybettiği günü hatırlatacaktı. Yusuf, Sâlahattin Bey'e çok kızardı çünkü Sâlahattin Bey eşine söz geçiremezdi hem de çok sakindi. Yusuf bunlara kızardı ama bir yandan da hayran olurdu. Kendisi de büyüyünce onun gibi oldu. Kendine de kızıyordu ama bir şey yapamıyordu. En sonunda işler istediği gibi gitmedi, kimsesi kalmadı. Anladım ki bazı şeyleri geç kalmadan
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Rönesans Yayınları · 2019211bin okunma
Yeraltından incelemeler
Puan vermedi·140 syf.··
2022 33. kitabı
İlk kitap incelememi bu eserle yapmak istedim. Daha ilk cümleleriyle beni içine çekti. Kendisini hasta gören bir adamın hikâyesi... Bu hastalık fiziki değildir, ruhsaldır. Belki de kendisiyle savaş halindedir. Aslında herkesi kendini gördüğü gibi görür. Herkes küçük, aciz, fenadır fakat bunların farkında değildir. Kendisininse en büyük farkı bu durumun farkında olmasıdır. Fazla farkındalık insanı rahatsız eder. Kahramanımızdaki hastalık da bu olmalı. Kimseye karşı tam bir güveni yoktur. Kiminle konuşsa istediği bağı kuramıyor. Kendi içine kapanık biraz da. Arada sosyalleşme ihtiyacı duyuyor, birkaç arkadaşıyla bu ihtiyacını gideriyor. Fakat bu arkadaşlarıyla da fazla yakınlık kurmuyor. Bakış açısı yüzünden hiçbir şeyden tam tatmin olmuyor. Bu da onu mutsuz ediyor. Ayrıca kendisiyle çok da inatlaşan biri. Mantığına uymayan şeyleri bile yaptığı oluyor. Aklı, vicdanı, inadı hepsi birbiriyle öyle çelişiyor ki! Bunu düzeltmenin yolu yok mu? Önce arkadaşlık sayesinde daha iyi olacağını düşündüm fakat her şey daha kötü oldu. Aşkın kahramanımızı iyileştireceğini düşündüm. Öyle bir hikaye başlamadı bile. Sanırım kahramanımızı iyileştirecek tek şey kendisiydi. O da bunu istiyor muydu? Sanmıyorum. Ne kadar şikayet etse de değişmek için çaba göstermiyordu. Belki de bulunduğu durumdan memnundu. Diğer insanlardan kendini bir şekilde soyutlayarak özel olduğunu düşünüyordu. Bir başkasının sevgi ya da saygısıyla özel hissetmeyi bilmiyordu belki de. Kahramanın duygularını, iç dünyasını akıcı bir dille anlatmış yazarımız. Okurken sıkılmadığım hatta kendimden bir şeyler bulduğum bir kitap oldu. Hepimizin kendini kötü hissettiği anlar olmuştur. Fakat kahramanımızdaki gibi süreklilik arz ettiğinde ve günlük hayatımızı etkilediğinde gerçekten hasta bir insan olmuşuz demektir.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,8bin okunma