• "Life Before Man", "Ademden Önceki Yaşam" olarak çevrilince okurun beklentisi de farklı oluyor haliyle. Fakat bu, yayıneviyle yaşadığım bir sorun olabilir ancak. Çünkü Bayan Atwood benim "alışveriş listesini bile okuyacağım yazarlar"dan. Beni kendine çeken ve huzur veren bir anlatımla yazıyor ne yazacaksa. Mesela bu kitapta; "kadın-erkek ilişkileri" deyip geçemeyeceğim zerafette ve karmaşıklıkta insan ilişkilerine odaklanmış Bayan Atwood. Evli ve iki çocuklu çiftimiz açık bir ilişki tercih etmiş, yani çocuklardan ayrı kalmamak için aynı evde yaşıyorlar ancak ikisinin de zaman zaman sevgilisi oluyor. Görünüşte herkes mutlu, ama gerçekte de öyle mi dersiniz? Aile ilişkileri, beklentiler, iş yaşamı... Dışarıdan bakınca kimine cezbedici gelse de, herkesin kolay kolay kabul edemeyeceği bir hayat aslında. Peki siz, ne istediğinizden ne kadar eminsiniz? Bana hayattaki amaçlarımı sorgulattığı için mi sevdim bilmiyorum ama iyi ki okumuşum dediğim kitaplardan biri oldu. Sırf bunun için bile tavsiye edebilirim. =)
  • Steve Jobs,
    Amerikalı Joanne Carole Schieble ve Suriye asıllı Abdulfattah John Jandali'nin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Biyolojik annesi evlenmemiş bir üniversite mezunuydu ve Steve’i evlatlık vermeye karar vermişti. Evlatlık vereceği ailenin kesinlikle üniversite mezunu kişiler olmasını istiyordu ve bu tanıma uygun bir aile de bulmuştu. Fakat bu aile son anda istedikleri çocuğun kız olması gerektiğini söyleyince evlatlık işlemleri bu aile ile durduruldu ve sırada bekleyen başka bir aile ile başlatıldı. Steve’in özannesi yeni ailenin anne ve babasının üniversite mezunu olmadıklarını gördüğünde Steve'i evlatlık vermekten vazgeçmişti ama, Steve’in üniversiteye gönderileceği sözü üzerine evlatlık verme işlemlerindeki kağıtları imzalamayı kabul etti.

    Steve Jobs 1972 yılında 17 yaşındayken, Cupertino, Kaliforniya'da bulunan Homestead High School'dan mezun olmuştu ve sonunda Portland, Oregon'daki Reed College'e başvurmuş ve kabul edilmişti. Fakat ailesinin tüm birikiminin üniversite eğitimine harcandığını gören Steve, üniversiteyi 1. dönem sonunda terk etmiştir. Steve, geçmişe baktığında hayatında vermiş olduğu kararların en etkilisinin bu olduğunu söylemektedir. Çünkü okuldan ayrılarak hem almakla yükümlü olduğu ilgisini çekmeyen derslere katılım zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır ve ailesinin birikimlerini harcamayı bırakmıştır hem de ilgi duyduğu alanlara yönelebilmek için gerekli olan zamanı yaratmıştır. Steve Jobs üniversiteden ayrıldıktan sonra bir yurt odası bulunmadığı için arkadaşlarının odasında yerlerde yatmıştır. Kola şişelerinin depozitoları ile yemekler almış ve her pazar iyi bir yemek yiyebilmek uğruna 7 mil uzaktaki bir kiliseye gitmiştir. Aynı zamanda Steve, kendi ilgi alanına giren kaligrafi derslerine o zamanların en iyi kaligrafi eğitimi veren ve aynı zamanda ayrıldığı üniversite olan Reed üniversitesinde girmeye başlamıştır. Steve, o günlerde öğrendiklerinin sanatsal ve tarihsel yönünü o kadar güzel ve harika bulmuştur ki bilimin hiçbir zaman bu derece de bir ilerleme yapıp bunu yakalayamayacağını ileri sürmüştür.

    Steve Jobs kaligrafi derslerinin ilk pratik faydasını Apple şirketini kurduktan sonra ilk Macintosh’u çıkarırken onun dizaynında kullandıklarını söylemektedir. Steve Jobs ileride pratik bir kullanım amacı olduğunu bildiği için değil ama inandığı için kaligrafi derslerine gittiğini belirtiyor. Geleceğe yönelik vereceğimiz her kararda bir şeylere inanarak ilerlememiz gerektiğini söylüyor.

    Steve Jobs 1974 yılında 19 yaşında iken arkadaşı Steve Wozniak ile birlikte Atari Inc. Şirketinde oyun tasarımcısı olarak çalışmaya başlamışlardır. 1974 yılında ABD'de, satılan Cap'n Crunch'ların içinden çıkan düdükler, üzerlerinde ufak değişiklikler yapılınca AT&T tarafından uzun mesafeli aramalarda kullanılan denetleme frekansı olan 2600 Hz'i sesini verebiliyorlardı. Bunun sayesinde kısa bir zaman aralığında Jobs ve Wozniak 1974 yılında iş hayatına atılarak pahalı uzun mesafe görüşmelerini bedava yapabilmek için "blue box"'lar üretmeye başladılar.

    1976 yılında Steve Jobs 21, Steve Wozniak 26 yaşında iken Jobs ailesinin garajında Apple şirketi Jobs ve Wozniak ikilisi tarafından kurulmuştur. İlk üretimleri bir masaüstü bilgisayarı idi ve adı Apple1’dı.Fiyat olarak 666,66$ belirlenmişti.1977 yılında Apple2 piyasaya sürüldü ve piyasadaki yerini sağlamlaştırdı.Apple Computer 1980 yılında halka açıldı ve çok iyi değerlerle piyasaya girdi.1983 yılındaSteve Jobs o zamanlar Pepsi CEOsu John Scully'i, "Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun ?" şeklinde bir konuşma yaparak Apple bünyesine Apple’ın yeni CEOsu olarak katmıştır.Bu olayın ardından 1984 yılında piyasadaki ticari bir başarı yakalayabilmiş ilk grafik kullanıcı arayüzlü bilgisayar olan Macintosh’u piyasaya sürdü.

    1985 yılında şirket içindeki bir kavga sonucu Steve Jobs, John Scully tarafından görevleri elinden alınmak suretiyle şirketten atılmıştır. Steve Jobs bu olay için hayatında başına gelmiş en iyi şey diyerek söz etmektedir. Çünkü Steve Jobs bu olay sayesinde başarının getirmiş olduğu ağırlıktan kurtularak onun yerine yeniden başlamanın hafifliğine rahatlamasına sahip olmuştur. Bu olay sonrası Steve Jobs Next isimli yeni bir bilgisayar firması kurmuştur. Next'in etkinliklerine bakıldığında genellikle bilimsel amaçlı kullanımlarda gözüktüğü görülüyor. Next’in günümüz bilimine katkısı açısından bakacak olursak, nesneye dayalı programlama, PostScript gösterme ve magneto-optical sürücü teknolojilerinin gelişmesinde yardımcı olmuştur.

    Steve Jobs Apple’dan atılması sonucu kurmuş olduğu Next adlı bilgisayar firmasından sonra 1986’da Edwin Catmull ile ortaklaşa, Emeryville, Kaliforniya'da animasyon stüdyosu olan Pixar'ı kurdular.Firma ilk patlamasını “Toy Story” adlı animasyon sinema filmi ile yapmıştır. Bu filmden sonra ise 1998 yılında Bir Böceğin Yaşamı (A Bug's Life), 1999'da Oyuncak Hikayesi 2 (Toy Story 2), Sevimli Canavarlar (Monsters, Inc.), 2003'de Kayıp Balık Nemo (Finding Nemo) ve 2004 yılında İnanılmaz Aile (The Incredibles) gibi filmlere imza atmıştır. Bu filmlerin hepsi animasyon dalında ödül kazanmıştır.

    1996 yılında Apple, Steve Jobs’ın kurmuş olduğu Next’i 402 milyon$ fiyatla satın alarak Jobs’ı tekrardan bünyesine almıştır. Next’in alınmasıyla birlikte, Mac'lerde Next teknolojileri görülmeye başlanmıştır. Jobs’ın geri dönüşü ile birlikte Apple çıkartmış olduğu iMac ile birlikte çok büyük bir çıkış yakalamıştır. İlerleyen yıllarda Apple, bilgisayar endüstrisine ek olarak müzik çalar, yazılım gibi işlere de el atmıştır.Örnek vermek gerekirse iPod ,iTunes music library.. vb.

    Steve Jobs aynı zamanda Guiness Rekorlar Kitabı’na da adını en düşük maaşla çalışan CEO olarak yazdırmıştır. Steve Jobs’ın şu andaki maaşı 1$dır. Tabi ki Apple’dan belirli aralıklarla hediyeler de almaktadır. 90 milyon$ değerindeki bir jet ya da 30milyon$ değerindeki Apple hissesi bunlara örnek olabilir. =)

    Ayrıca Steve Jobs’a birkaç ay önce kanser teşhisi konmuş ama ameliyatla bu hastalık bir sorun olmaktan çıkarılmıştır.

    Hayata evlatlık verilerek başlayan birisi için şu an nerdeyse her gencin cebinde bulunan iPod’ların üreticisi olan şirketin CEO’su ve kurucusu durumunda olmak büyük bir başarıdır. 
  • "Batan Güneş, Doğan Güneşin Ülkesi olarak bilinen Japonya'nın savaş sonrasına dair çarpıcı bir roman"

    Bir yerde okuduğum kadarıyla Dazai, bu kitabı yazdıktan 1 yıl sonra intihar ediyor. Kitap otobiyografi niteliğinde olmasa da, Dazai'nin hayatını biraz araştıranlar, kitaptaki karakterlerin hepsinden yansıyan Dazai'yi farkedecekler.

    Savaş sonrası, soylu bir ailenin tükenen yaşantısını anlatıyor kitap; duru, dramatik, gerçekçi. Soylu yaşantısını terketmek zorunda kaldıktan sonra yokluğa uyum sağlamaya çalışan, yaşamla mücadelesini sürdüren Kazuko , "Japonya'nın sonuncu büyük hanımefendisi" Anne, esrar bağımlısı "hayta", "ümit etmek için bir nedeni olmayan" Naoji, alkolik, asla mutluluğu tadacağına inanmayan Bay Uehara kitaptaki baş karakterler.

    Karakterlere bakıldığında hepsi Dazai'den izler taşır:

    Kazuko, kendisini soylulardan çok işçi sınıfına yakın hisseden, varlıklı bir ailenin asi çocuğu, abisi Naoji esrar bağımlısı bir nihilist, Uehara, zamanını kitap yazmaktan çok barlarda geçiren, Dazai gibi alkolik bir romancı.

    Savaşın etkisini anlatırken şu şiirden ilham alır Kazuko:

    "Geçen yıl bir şey olmadı
    Bir önceki yıl bir şey olmadı
    Ondan da önceki yıl bir şey olmadı"

    Hayatının çekilmez olduğunu dile getirdiği bir mektubunda, yürürlükte olan Kadın Yasa'sı nedeniyle tartışmalı bir karar verdiğini açıklar ve birinin metresi olacağını söyler.

    Kendisine tavsiye edilen "ya bir koca ya da bir evde iş" bulması fikrini reddeder - kendisiyle evlenmek isteyen büyük bir sanatkarı geri çevirir.

    Rosa Luxembourg'un kitabına duyduğu ilginin "ekonomi siyasetinden" öte, "yazarın tüm geleneksel düşünceleri yıkmakta gösterdiği olağanüstü cesaretten" kaynaklandığını belirtir.

    "Nasıl Rosa Luxembourg yaşamak için ekonomi politikasının yeni ilkelerine dayanmak zorunda kalmışsa ben de olanca gücümle aşka bağlanmazsam yaşayamam"

    O dönemi, Kazuko'nun geldiği sınıfı, yaşam tarzını, şartlarını düşününce, bir kadının düzene başladırısı geliyor gözümün önüne. Kitabın en güçlü karakterleri nedense kadınları; bütün soyluluğuna rağmen çorbasını öngörülen nezaket kurallarınn dışında yudumlayan Anne, Naoji'nin aşık olduğu "saf ve dürüst gözlere sahip" Suga, "eski ahlaka karşı her yerde vereceğimiz savaşa rağmen güneş gibi yaşamak istiyoruz" diyen Kazuko.

    "Ben tüm varlığımla şuna inanmak istiyorum: İnsan, Aşk ve Devrim için yaratılmıştır"

    "Bir giyisi yapmak üzere kumaşı keserken yanlış ölçü alınmışsa, parçaları birleştirmek olanaksızdır, hepsini atıp yeni bir kumaşla işe başlamak gerekir"

    Osamu Dazai'nin hayatına ve eserlerine devam etme isteğimi pekiştiren bir kitap Batan Güneş. Bu arada kitap, Dazai'nin hayranlarından olan Shizuko Ota'nın günlüğünden esinlenerek yazılmış. İkilini ayrıca bir kızları varmış.

    Osamu Dazai'nin hayatına ve eserlerine devam etme isteğimi pekiştiren bir kitap Batan Güneş. Bu arada kitap, Dazai'nin hayranlarından olan Shizuko Ota'nın günlüğünden esinlenerek yazılmış. İkilini ayrıca bir kızları varmış.

    Neyse bu detaylara daha sonra, hayatını anlatırken değinirim. Kişiliği, yazdıkları ve yaşamı ile Osamu Dazai okunması gereken yazarlar arasında.

    "Yaşamak. Muazzam bir girişim. İnsanı endişeye boğacak kadar."

    http://www.arkabahcem.me/?m=1

    İyi Okumalar :)
  • "Atatürk, uluslararası anlayış, iş birliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur."