Işılay

Işılay
@isil_ay
☾ “Aynı göğe dokunmak güzel.”
İnsan kendinde ve ya başka sonlu varlıkta bir takım güzel nitelikler gördüğü zaman aynı niteliklerin en üstün biçimiyle Allah’ta da var olduğunu düşünmelidir. Kendimizde ve çevremizde gördüğümüz bütün güzellikler ve üstünlükler Mutlak Güzel ve Mutlak Üstün’ün sıfatlarının bir ölçü dahilinde tezahüründen başka bir şey değildir.
Sayfa 25
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Söyledikleri gibi O’nun yanısıra bir ilâh olsaydı, Arşın Sahibi’ne yol ararlardı.” (İsra: 42) Eğer bu evren bir Varlığın, tek bir “İlâh”ın, yani Allah’ın elinden çıkmamış, bu evreni tek bir Allah değil de, birden fazla ilâh yaratmış olsaydı, o zaman o ilahlar da daha değişik biçimde yaratmak isterler, aralarında anlaşmazlığa düşerler ve işte o zaman, evrendeki bu muhteşem birlik, bu bozulmaz sulh, bu onarım gerektirmeyen sistem ve mekanizma bozulur ve “fesat” çıkardı… Demek ki, kalbi, gözü, kulağı ve duyuları iptal edilmemiş olanların önlerine serken ayetlerden açıkça ortaya koyabildikleri gerçek, bu evrenin tümüyle bir “İlâh” tarafından yaratılmış ve yine bir “İlâh” tarafından idâre ediliyor olmasıdır.
Sayfa 21
Allah evrendeki hudutsuz güzelliğe, muhteşem ahenge, güneşin belli vakitlerde doğup belli vakitlerde batmasına, ayın nurlu kılınışına gece ve gündüzün uzayıp kısalarak birbiri ardısıra gelip bir günü meydana getirmesine, gündüzün çalışma, gecenin dinlenme vakti kılınmasına, suların şırıl şırıl akılına, denizlerin engin maviliğine ve bu denizlerde akıp giden gemilere, arının meyvelerden topladığı yiyeceklerden “bal” adında insanlar için son derece şifalı bir besin maddesi üretmesine, karıncanın, sivrisineğin, örümceğin o akılalmaz yaratılışına, göklerin direksiz duruşuna, çiçeklerin güzelliğine, aynı su, aynı toprak, aynı güneş, aynı ısı ve ışıktan beslenmelerine rağmen tar, koku renk, biçim ve güzellik bakımından ayrı ayrı özellikler arzeden bitkilere, kısaca evrende görülen her “fenomen”e “Ayet” adını verir.
Sayfa 19
Allah insanı yaratırken son olarak onun içine “Kendi Ruhu”ndan üflemiştir. İnsanı başıboş bırakmamış ve gideceği yolu ona göstermiş. Tüm varlıklarda olduğu gibi, insan da madde ve ruh olarak iyi ögeden meydana getirilmiş ve bu iki öge arasında yine şaşmaz bir “mizan” konulmuştur. İnsan, yaratılışındaki bu Allah’ın Ruhunu O’nun yasak ettiği günahlar, kötülükler, Kur’an’ın deyimiyle “rics”lerle örtmeyecek ve ruhun tam olarak işleyebilmesi için duruluk ve parlaklığını muhafaza edecektir.
Sayfa 19
Kısaca; evrendeki her varlık Allah’ı tesbih etmekte ve O’na secde etmektedir: “Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler…” (Hadid: 1) Bu ayet beş ayrı surenin ilk ayeti olarak geçer. Allah bundan başka Kur’an’ın çok çeşitli yerlerinde tüm varlıkların kendisini tesbih ettiklerini, kendisine ibadet etmekten kaçınmadıklarını, vahiyle çizdiği yolda tüm varlıkların hiç bir itaatsizlik göstermeden yürüdüklerini ısrarla vurgulamaktadır.
Sayfa 18