İşkolik bir ceo ile ghosting yapmayı seven pamuklara sarılmış ama yine de travmatik olan kızımızı okuduk. Son yüz sayfa gereksiz uzatılmış gibiydi. Çerezlik okunabilir.
#geceyarısıtreni #matthaig kalemiyle @domingo_yayinevi aracılığıyla biz okuyucularla buluşuyor. Kitapçı zincirine sahip seksen yaşlarında işkolik Wilbur, yirmi yıllık evli kalıp boşandığı eski eşi Maggie ile telefon görüşmesinden sonra fenalaşır ve hayata gözlerini yumar. Yalnız bu dünyaya kapanan ama öte aleme açılan gözlerinin önünde tren belirir trenin içinde ise çocukken tanıdığı kitapçı kadın vardır. Bu kadın ona manevi rehberlik etmek adına görevlendirilmiştir. Tren ise Wilbur'un geçmiş yaşamındaki anılarına yolculuk bileti taşır. Her bilet içinde pişmanlıklar, kırgınlıklar, keşkeleri barındırırken acaba bir ihtimal var mı sevdiceğim Maggie'yle mutlu evliliğimi sürdürmeye diye düşünür Wilbur ve bir karar verir. Eser içinde gece yarısı kütüphanesinden tanıdığımız Nora karakterinin minik bir kısımda yer alması hoşuma gitti.
Yazarın kaleminden okuma yapmayı seviyorum; rahatlama kitabı, insanlar, gece yarısı kütüphanesi, radley ailesi, hayat imkansız eserlerini de tavsiye ederim.
"Hayatı ören ipliklerin, geçmişin ve şimdinin ve geleceğin iç içe geçerek yaşanmış olan her şeyi yaşanacak olanlar kadar taze ve sahici kıldığını hissetti."
~
"Aynı zamanda büyük ihtimalle ona büyük bir armağan verildiğini biliyordu. Hayatı ölmüş halinin bakış açısına göre yaşayabilme armağanı."
~
"Şu an yaşadığım her şeyi bir yerlerde zaten yaşadığımı idrak ettim. Aslında olmadığın biri olmayı hedeflersen, bir şey başaramayacağını anladım. Bu yüzden kimsem o olmam gerekiyordu. Öğrenmenin tek yolu yaşamak, bu kadar basit."
Reklam değil.
#kitapyorumu
Herkese Merhaba
Bugün sizlere harika bir kitap önerisiyle geldim.
Çıban insan psikolojisini ve toplumsal sorunları bir arada ele alan düşündürücü bir romandır.
Serdar,araştırmacı ve bi o kadar da zekasıyla her zaman kendini gösteren bir karakter.Aşırı mükemmeliyetçi ,kibirli ve işkolik bir patrondur.
Serdar’ın hayatını tamamen değiştiği olay bir pastahane de rahatsızlanan Bekir amcayı hastaneye yetiştirmesi ve tedavisini üstlenmesiyle başlar.
Toplumun görmezden geldiği sorunlar aslında zamanla büyüdükçe bir çıbana dönüştüğünü anlatan,herkesin kendine göre bir yarasının olduğunu,bilinmeyen yönlerini anlatan harika bir eser olmuştur.
Tarih ve teknolojinin iç içe olduğu sizleri sürükleyip güçlü mesajlar verecektir.Sizlere tavsiyemdir,mutlaka okuyun
#çıban
#furkanemreaynur
#furkanemreaynurçıban
#melekkitapkulübü
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202690 okunma
Lana geçmişte yaşadıklarından sonra kendini toparlamak ve intikam planlarını kurmak için oldukça uzun bir zaman harcıyor. Ve bu intikam onu hayatta tutan tek şey ta ki Logan ile tanışana kadar.
Logan oldukça başarılı bir Fbi ajanı ayrıca tam bir işkolik. Çözülecek bir çok cinayet dosyası varken bir yandan da gizemli bu kızı hayatına dahil etmeye çalışır.
Merakla beklediğim bir seriydi ve sonunda tüm kitapları da çıkmışken başladım. Lana olayı beni kesinlikle mahvedecek bunun bilincindeyim. Daha ilk kitabı 160 sayfa olmasına rağmen güçlü bir giriş oldu. Güçlü kadın karakterlere bayılıyorum ve Lana bunun mükemmel örneklerinden. Logan beyimizi de sevdim oldukça tatlı ve düşünceli birisi (。♡‿♡。)
Ve o sondan sonra iyi ki okumak için beklemişim diyorum.
Matt Haig kalemiyle ne zaman buluşsam, kendimi bir yazarla değil de ruhumu benden daha iyi tanıyan bir dostla dertleşiyormuş gibi hissediyorum. Onun o felsefi dokunuşları, hayatın karmaşasını basite indirgeyen dili bu yeni kitabında da beni büyülemeyi başardı yine..Sayfalar o kadar akıcı, o kadar sürükleyiciydi ki zaman adeta raylarda kayıp giden bir tren gibi aktı. Kitabı bitirdiğimde heybeme kalan en can yakıcı gerçek şu oldu: Çoğu zaman içimizdeki acıları ve kırgınlıkları bastırmak için çılgın bir hırsla başarı basamaklarını tırmanmaya çalışıyoruz. Hep daha fazlasına sahip olmak isterken, aslında elimizdekilerin kıymetini ne kadar ıskaladığımızı fark edemiyoruz. İşte tam bu noktada, aklıma şu cümle geliyor.
“İnsan, avucunun içindeki saklı mutluluğu görmeyi reddedip gözünü ufkuna diktiğinde, elindekini de rüzgara feda ediyor."
Kitabı kısaca bahsedeceğim; 81 yaşındaki bir kitapçı zinciri sahibi olan Wilbur Budd’ın hikayesiyle götürüyor. Ömrünün neredeyse tamamını işine, hırslarına adamış ve bu uğurda hayatının en büyük aşkı Maggie'yi bile ihmal etmiş bir adam Wilbur. Tam ölümün eşiğindeyken, onun için bir son değil, aslında geçmişine doğru giden büyüleyici bir tren yolculuğu başlıyor. Kitap boyunca Wilbur ile birlikte o vagona biniyor, onun hayatının en parlak ve en karanlık duraklarına uğruyoruz. Her durakta Wilbur’un karanlığı,seçimleri..Tek bir katı kural var Geçmişteki halinle asla konuşmamak. Matt Haig o bildiğimiz su gibi akan, samimi ve duru diliyle bizi pişmanlıkların, kaçırılan trenlerin ve ikinci şansların peşinde muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. Keşke benimde böyle bir şansım olsa ben acaba hangi durakta durmak ister,zamanı durdurmak isterdim. Okurken düşündürüyor. Kitabın asıl gücü ise fantastik zemininden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki o ağır
Alice Feeney'in okuduğum ikinci kitabı ve bu kitabı bitirdikten sonra tüm kitaplarını sipariş ettim. Yazar ters köşe yapmakta gerçekten çok yetenekli. Bu kitabına da bayıldım.
Yazar bu kitabında yüz körlüğü (prosopagnozi) rahatsızlığından muzdarip olan bir senaristi konu almış. Adam tam zamanlı bir işkolik ve bazı huylarını okurken iyi ki hayatımda böyle bir adam yok diye sevindim.
Mutsuz evliliklerini sürdürüp sürdürmeyeceklerine karar vermek için yıldönümlerini çekilişten kazandıkları 2 günlük bir tatille taçlandırmak isteyen çiftimizin başına gelen olayları okumak çok güzeldi. Bir karar vereceklerdi ve ikisinden biri eve asla geri dönemeyecekti.
Kış mevsimi,eski şapel,hayaletler ve korkutucu hikayeler teması hoşuma gitti. Travmaların çözümlendiği an, mektuplar, sırlar, yıldönümü hediyeleri, yılın kelimeleri ve daha birçok ayrıntının kitabı güzelleştirdiğini düşünüyorum.
Kitabın içinde birden fazla ters köşe var. Benim gibi hata edip yanlışlıkla kitabın son sayfasına bakmayın derim ( bu benim kötü bir alışkanlığım kitabın son cümlesini başlarda okumayı seviyorum.)
Keyifli okumalar dilerim.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,7bin okunma