Ücretleriyle sadece aç kalmayacak kadar yiyecek alabildikleri işler uğruna, çalıştırdıkları erkekleri, kadınları ve çocuk ları son damlasına kadar terleten insanların ellerine düştüler.
O zaman şu soru doğal olarak gündeme geliyor: Bunlar nasıl yaşıyorlar? Bunun cevabı şudur:
Onlar yaşamıyorlar. Hayatın ne olduğunu bilmiyor lar. Ancak ölümün merhametiyle kurtulabilecekleri hayvanca bir varlık sürdürüyorlar.
Mülkiyet hakları o kadar genişletilmiştir ki toplumun hakları neredeyse ortadan kalkmıştır.
Nüfusun refahının, konforunun ve özgürlüklerinin çalışmayan ve didinmeyen az sayıda mülk sahibinin ayaklarının altında yattığını söylemek zor değildir.