Ölmek gerçeğinin ne kadar yakın olduğunu net bir şekilde farkına vardım. İnsan kitabı okurken durup ölümü düşünmeden edemiyor. Kendine de yakıştıramıyor aslında öyle bir etkisi var biraz da, hikayeye uygun tanıdığı birini ölümü üzerinden kendine örnekliyor. Bu belki de hikayelerin ölümden sondaki kısa devamlılığından geliyor olabilir. Hayat bizim için bitiyor ama etrafımızdaki insanlar nefes alıp vermeye hayata devam ediyor. Bu hikayelerin tamamında zengin de olsa fakir de olsa ölümün buz gibi keskinliği açısından kesinlik taşıyor. Yani herkes yaşadığı gibi ölüyor, fakir yaşayan fakir yatağında zengin yaşayan zengin yatağında, efendi yaşayan efendi şeklinde ama hepsinin ölene dek hikayesi farklı. Mezara konduktan sonra hikayeler aynı şekilde devam edecek. Ölüm insan ayırt etmiyor yani. Gerçi fakirlerin fakirliği yüzünden ölüme götürmesi, zenginlerin zenginliği yüzünden ölüme gitmesi de bir başka güzel eleştiri gibi geldi bana açıkçası. Ben fazla üzerine düşünüp anlamlar çıkarıyor olabilirim. Ölmek bu kadar basit ve bu kadar kolayca olması canımı sıkıyor sadece.