Bir gün Muhammed (as) şöyle buyurdu:
''Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı (Kıyamet) gününde şu yedi kişiyi kendi gölgesinde barındıracaktır:
1- Adaleti gözeten Devlet Başkanı,
2-Rabbinin ibadetine kendisini adamış olan genç,
3-Gönlü mescitlere bağlı kimse,
4-Birbirleriyle Allah için buluşup, yine o amaçla ayrılan iki kimse,
5- Şöhretli ve güzel bir kadın kendisine musallat olduğunda ona ''Hayır! Ben Allah'tan korkarım'' diyerek harama yanaşmayan erkek,
6- Sadaka verirken( ihtiyaç sahibine maddi bir yardımda bulunurken), bu işi solundaki (sol eli) haberdar olmayacak kadar gizli yapan,
7- Yalnızken, Allah'ı anıp da gözü ( yaşla dolup) taşan kimse.''
Kelamcılara göre '' Allah'ın ve sıfatlarının dışındaki her şey '' olan bu alem, bir mekanda kendi başında durabilen atomlar ile bu atomlara bağlı olarak durabilen arazlardan meydana gelmiştir. Bu ifadelerle, Allah'ın bölünmesi ve parçalara ayrılması tasavvur edilemeyen varlığına karşılık, alemin parçalı yapısına dikkat çekmek amaçlanmıştır. Birbirinden ayrılabilen atom parçacıklarından oluşan bir varlığın kendi kendine birleşerek bütün ya da bütünler oluşturması imkansızdır. Bu takdirde dışarıdan bir müdahale kaçınılmaz olarak gereklidir. Bu müdahaleyi yapacak olan da parçalara ayrılması söz konusu olmayan bir varlık olmalıdır.
Ebu Hanife : '' İman bakımından üç tür insan vardır: birincisi Allah katında mü'min, insanlar nezdinde kafir, ikincisi Allah katında kafir insanlar nezdinde mü'min; üçüncüsü ise hem Allah katında hem de insanlar nezdinde mü'mindir.