Onbaşı, lafı, insanların ne kadar kurnaz olduklarına getirdi; her işin bir yolunu buluyorlardı, birbirlerini gözlerinin içine baka baka aldatıyorlardı. Savaşla ilgili yeni bir görüş de geliştirmişti: Savaş, insanlık için bulunmaz bir nimetti; çünkü savaşlarda yalnızca namuslu ve iyi insanlar değil, bir sürü alçak ve namussuz da ölüyordu.
Savaş meydanında vurulan bir asker, son nefesini verirken bile komutanını selamlamalıydı. Selam vermeyi bilmeyen, üstünü görmezden gelen ya da gönülsüzce selamlayan asker, Albay’ın gözünde aşağılık bir yaratıktı.
Garnizon cezaevinde, üçlü bir saltanat hüküm sürüyordu. Cezaevi Komutanı Slavik, Yüzbaşı Linhart ve herkesin “Cellat” diye andığı Başçavuş Repa’dan sorulurdu hapishane! Kim bilir kaç kişiyi hücrelerde döve döve öldürmüşlerdi.