Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı’ndan İstanbul’a dönüp de düşman donanmalarını limanda gördüğü vakit yaveri Cevat Abbas’a;
- Geldikleri gibi giderler… demişti.
Geldikleri gibi gitmişlerdi.
- Taarruz haberini alınca hesap ediniz. On beşinci gün İzmir’deyiz, demişti.
Acaba içkinin tesiri mi idi? Arkasından hafifçe gülüştüler bile… İzmir’den dönüşünde karşılayıcılar arasında o gece beraber bulunduklarından bir ikisini görünce:
- Bir gün yanılmışım, dedi, ama kusur bende değil, düşmanda!
İzmir’e taarruzun on dördüncü günü girmişti.
Hiçbir zafer, gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi elde etmek için gereken en belli başlı vasıtadır. Gaye, fikirdir. Zaferin, bir fikri kazandırdığı kadar değeri vardır. Bir fikri kazandırmaya yaramayan zafer kalamaz.