İsmail Semi

İsmail Semi
@ismailsemi
Dostoyevski ile başladı her şey...
Küçük yaşta "savaş"ın anlamını daha yeni öğrenerek, büyük bir sorumluluk alarak tüfek sesi duymak, bomba sesi duymak, ölen arkadaşının yüzüne bakmak, stres içerisinde emir almak ve en önemlisi: Belki bu cepheden dönemeyeceğini bile bile bir millet için savaşmak zordur! Herkes yapamaz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mız kutlu olsun.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Reklam
Döneminde kadınlar hor görülür iken, Pisagor'un tarikatına kadınları da kabul etmesi 🫶🏻🫶🏻🫶🏻
Bu yüzden Thales...
"O (Thales) neyin zor olduğunu sorana: 'kendini tanımak;' neyin kolay olduğunu sorana: 'başkasına akıl vermek;' neyin en tatlı olduğunu sorana: 'kavuşmak;' tanrının ne olduğunu sorana: 'başı sonu olmayan şey;' gördüğü en acayip şeyin ne olduğunu sorana: 'yaşlı bir tiran;' insanın talihsizliğe en kolay nasıl katlanacağını sorana: 'düşmanlarını daha kötü durumda gördüğü takdirde;' en iyi ve en doğru nasıl yaşayacağımızı sorana: 'başkalarında kınadığımız şeyi kendimiz yapmadığımız takdirde' (diye cevap vermiştir)."
Sayfa 110 - Alfa·Kitabı okudu
Sadece bir söz değil!
Fransa, antlaşma görüşmelerinin ortasında bu antlaşmanın yeni tartışmalar yaratacağını ve başka bir belirgin sonuç sağlayamayacağını belirtti. Bu, Türk delegasyonunun Şubat 1923'te toplantıyı terk etme nedenidir. Curzon isteklerini "Trenim akşam altıda kalkıyor, ya evet ya hayır" gibi kaba bir başöğretmen edasıyla ortaya koymuştu. Hatta bir ara Curzon, Mondros'ta Türklerin Birinci Harp'e girerken kaldırdıkları kapitülasyonları İtilaf Devletleri'nin lehine çözüm için vaatte bulunmalarından söz ettiğinde, Paşa'nın cevabı "Biz buraya Mudanya'dan geldik" oldu.
Sayfa 162 - Kronik·Kitabı okudu
Emanet mi ihanet mi?
Çıktığı gün İlber Ortaylı'dan imzalı bir şekilde aldığım, 100. yıla özel çıkan "Cumhuriyet'in Doğuşu" adlı kitabı uzun süre önce bir öğretmenimin ricası üzerine okuması için vermiştim. Verir iken çok tedirgindim, keşke tedirginliğime yenik düşüp vermeseydim diyorum. "Kitap, paylaştıkca güzeldir" dedim, "Ne de olsa öğretmenimdir büyüğümdür, bir şey olmaz" dedim. Sayfasını çevirirken içim giden gıcır gıcır kitabı az önce 1 yerinde yırtık, 13 tahrip izi, kapağında mavi bir tükenmezle çizik, kaymış bir şiraze ile aylar sonra teslim aldım. Söylenecek söz var mı? Bu izleri düşünürken bedenen ve zihnen yoruluyorum zaten, konuşur isem komaya girerim muhtemelen. Her şeye rağmen arkadaşımın verdiği çiçek halen kitabın arasında duruyordu, galiba sevineceğim tek nokta.