İsmail Semi

İsmail Semi
@ismailsemi
Dostoyevski ile başladı her şey...
Gevur, kafir dediğiniz adamlara bakıp utanır mısınız? Sanmam.
...Gerek bu dinsel törenleri idare etmek gerekse tanrıların heykellerine ve kutsal eşyalarına bakmak işini hierus denilen rahipler üzerlerine almışlardı. Ancak bu rahipler, Doğu rahipleri gibi diğer insanlardan üstün, tanrıların özel ilgi veya yakınlığını kazanmış, onların sırlarına vakıf, olağanüstü insanlar değildiler. Onlar şehir toplumları veya yönetimleri tarafından seçilen bir tür devlet memuruydular. Bundan dolayı Yunan sitelerinde, devlet memuru olmak için gerekli şartları taşıyan her yurttaş rahip olabilirdi. Bunun sonucunda Yunan'da eski Doğu devletlerinde, örneğin Mısır'da olduğu gibi adeta devlet içinde devlet meydana getiren bir rahip sınıfı hiçbir zaman var olmamıştır. Dolayısıyla da, Yunan dini hiçbir zaman dogmatik bir şekil almamıştır. Her Yunan, dinini ve tanrılarını kendi dünya görüşüne göre tanımakta, her şair dinsel efsaneleri kendi mizacına ve hayal gücüne göre değiştirmekte özgürdü.
Sayfa 86 - Alfa·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cumhuriyet de cumhuriyet...
Felsefenin ortaya çıkabilmesi için özgür bireylerin, özgür düşünürlerin var olmasının büyük önem taşıdığı kabul edilebilir. Bu tür insanların ortaya çıkma şansının demokratik bir toplumda, böyle olmayan bir topluma göre daha fazla olduğu da makul bir varsayım olarak ileri sürülebilir.
Sayfa 85 - Alfa·Kitabı okudu
Felsefe ve Düşünce
Eskiden duştan çıktığımda içim bir ferahlık, bir huzur ile doluyordu. Şimdi ise durgun, boşvermiş şekilde çıkıyorum. "Eskiden" kelimesi çok büyülüdür, sana eskinin eskide kaldığını ve şu an ki seni unutturur. Ben de az önce duştan çıkar iken eskinin eskide kaldığını unuttum, geçmişte yaşamanın alemi yok. "Rüzgar yükseliyor, yaşamaya çalışmalı."
10 Kasım 1952
Sabahlar, her zaman güzel değildir, Her zaman ayrılık akşamla gelmez. Al atlar sırtında hoyrattır fecir, Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez. Sabahlar her zaman güzel değildir. Vakti, bir yerinden bölünce şafak İri ve rüyalı gözlerle müphem; Nur olmuş içimde sanırım ak pak Ayrı bir mânada korktuğum adem, Eski düşüncemde, rahat ve uzak. Fethe çıkmış gibi duyarım birden Eşsiz gururunu bir cihangirin. Ufuklar üstünde yüzen tekbirden Vatanca büyümüş asil ve derin Bir matem tütmekte şimdi fecirden Nefti yalnızlığı başlar zamanın Mağfiret ürperir, dağılır, uçar. Ölüm korkusuyle dolu bir anın Müphem uzletinde ebedî ruhlar; Nefti yalnızlığı başlar zamanın. Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur, Bir garip hali var Dolmabahçe'nin; Hala içimizde yüzen gecenin Aydınlık bilmeyen devamı durur, Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.
Mustafa Kemal
dağ başını efkâr almış gümüş dere durmaz ağlar gözyaşından kana kesmiş gözlerim ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar ağlar ağlar cihan ağlar mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür altmış üç ilimiz altmış üç yetim yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer her geçen seni bizden parça parça götürür Mustafa'm Mustafa Kemal'im diz dövdüm gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna Sakarya'nın suları nâmın söyleşir hemşehrim sakarya öksüz Sakarya Ankara'dan uçan kuşlar Kemal'im der günler günü çağrışır kahrolur bulutlara karışır gök bulut yaşmak bulut uca dağlar dev boyunlu morca dağlar divan durmuş bekleşir Mustafa'm Mustafa Kemal'im nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin şol yüzünde güneş südü sıcaklık ellerinden öperim Mustafa Kemal senin dalın yaprağın biz senin fidanların biz bunları yapmadık sen elbette bilirsin bilirsin Mustafa Kemal