İsmail Sarı

İsmail Sarı
@ismailssarii
İstanbul'a aşık bir şair
Sana Dair
Seni düşündüm bu akşam, çayım soğudu masada. Şehir bütün gürültüsüyle geçti penceremden, ben yalnız adını duydum. Öyle büyük şeyler istemedim senden; bir sabah yüzüne uyanmak mesela, ya da kalabalık bir caddede elini kaybetmeden yürümek. Bilirsin, ben sevmeyi biraz memleket gibi yaşadım; bir yanı hasret, bir yanı umut. Şimdi neredesin bilmiyorum. Belki bir sokak lambasının altında, belki bir şarkının içinde. Ama şunu bil: Dünya dönüyorsa hâlâ, biraz da seni sevdiğim içindir. Ve bir gün gelirsen, sana uzun cümleler kurmam. Yalnız bakarım yüzüne, çünkü bazı aşklar şiirden bile sessizdir.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Elime geçeli uzun zaman oldu fakat bir türlü kapağını aralayacak vakti ve zihni bulamamıştım. Şimdi ise Siyasetname ile nihayet gerçek bir tanışmanın eşiğindeyim. Okumaya başlamadan önce hissettiğim şey şu: Bu kitap, yalnızca bir metin değil, aynı zamanda bir karakterle tanışmak. Ve o karakter; sabrın, zekânın ve devlet aklının vücut bulmuş hâli. Bakalım satırların arasında beni nasıl bir yolculuk bekliyor…
İçimdeki Gürültü
Geceyle konuşuyorum, adın yankı hâlâ duvarda Kalbim susmayı öğrendi ama içim hâlâ kavgada Sen gittin ya, ben kendime bile misafirim artık Aşk dediğin şey mezar, ben yaşıyorum içinde hâlâ Sigaramın dumanında yüzün, silsem de gitmiyor Zaman ilacı derler de bu yara hiç dinmiyor Herkes başka bir hikâye, ben aynı yerde takılı Senin “son” dediğin yerde benim film bitmiyor Aynaya bakıyorum, gözlerim senden kalma yorgun İçimde bin cümle var ama dilim hep suskun Bir “iyi misin?” deseydin belki kurtulurdum Şimdi her gece kendime aynı soruyu sordum Yokluğun ağır geliyor, üstümde tonlarca sessizlik Adını anmak bile artık içimde bir delilik Giden sensin ama neden ben kayboldum bilmiyorum Belki de aşk dediğin şey başlı başına bir eksiklik
Şiir
Beklemek..
Beklemek, zamanın omuzlarına yaslanıp sabrı öğrenmektir. Her geçen saniye, insanın içinde bir şeyleri büyütür; kimi zaman umut, kimi zaman özlem… Ama en çok da derin bir sessizlik. Beklerken insan, dışarıdan çok kendi içine bakar. Acele etmenin anlamsızlığını, her şeyin bir vakti olduğunu o anlarda kavrar. Beklemek, sadece bir şeyin gelmesini istemek değildir aslında. Beklemek, o şey gelmese bile yolda kalmayı göze almaktır. Bir kapının önünde, bir haberin ucunda, bir kalbin kıyısında… Vazgeçmeden durabilmektir. Çünkü en güzel kavuşmalar, en uzun bekleyişlerin ardından gelir. Ve bazen beklemek, gelmeyecek olanı bilmene rağmen yine de içinden bir parçayı orada bırakmaktır. İşte o zaman beklemek, sabrın değil, insan olmanın en ağır haline dönüşür.
Aynı gökyüzünün altında
Sen gittikten sonra zamanın akışı bile değişti sanki. Günler geçiyor ama bazı anlar hâlâ aynı yerde duruyor. Birlikte güldüğümüz o küçük anlar, sıradan sandığımız konuşmalar, gözlerinin içindeki o tanıdık sıcaklık… Hepsi kalbimde hâlâ canlı. İnsan bazen birini kaybettiğinde anlıyor aslında ne kadar sevdiğini. Seninle kurduğum hayaller, birlikte yürüdüğümüz yollar, geleceğe dair söylediğimiz o küçük cümleler… Hepsi içimde yarım kalmış bir hikâye gibi duruyor. Sana kızamıyorum. Çünkü seni düşündüğümde aklıma hâlâ güzel şeyler geliyor. Belki de bu yüzden kalbim seni bırakmayı hâlâ tam öğrenemedi. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitse bile, kalbimizin en sessiz yerinde yaşamaya devam eder. Eğer bir gün gökyüzüne bakarken benim aklına geldiğim bir an olursa, bil ki ben de aynı gökyüzünün altında seni düşünmüş olacağım. Çünkü bazı sevgiler bitti denilse bile aslında sadece susar… ama kalpten hiç gitmez.
Alıntı