Bizler doğru düşünmenin şartlarına ne kadar yaklaşırsak yaklaşalım, ahlâklı davranmanın yollarını ne kadar uygun kılarsak kılalım düşüncemizin ve davranışımızın yönü, içinde yaşadığımız zaman diliminin ruhuyla bağlantılı kılınamamışsa hakikat insanlığın önünde tecelli etmez. Doğru düşünen, ahlâklı davranan her zaman olduğu gibi, bu zamanda da kazançlıdır, ama onun kazancı bütün insanlığın kazancı haline dönüşmemiştir. Bir şeyin her şey olduğu zamanlar hakikatin tecelli ettiği zamanlardır. Her insan tek tek hakikatin özünden, mahiyetinden haberdar olabilir, fakat hakikatin tecellisi en az iki insanın kavrayış, duyuş ve eyleyiş alanlarının birbirine geçişmesi ve müşterek aydınlanmaya kavuşmalarıyla mümkündür. Benim insan olarak peşinde olduğum bu aydınlanmadır.
İnsan yerle gök arasındadır, ne tam olarak yere ne de tam olarak yere, ne de tam olarak göğe aittir. İnsan akılla şehvet arasındadır, bu ikisinden birinin alanında kalanı artık insan diye adlandıramayız.