Yavaş yavaş gidiyorum,
kimse farkında değil.
Ne bir vedam var,
ne de ardından bakan göz.
Ben giderken,
şehir yerinde duruyor.
Otobüsler aynı saatlerde kalkıyor,
ve martılar hâlâ simit kovalıyor çocuklardan.
Ama ben gidiyorum.
Her sabah biraz daha eksik uyanıyorum mesela,
Bir mısra eksik bir şiir gibi,
Bir tuşu kırık bir piyano gibi.
Sesim çıkıyor ama şarkı olmuyor.
Gülüyorum ama içimden değil.
Bir gün,
ellerim cebimde yürürken düşeceğim belki,
kimse tutmayacak beni.
“Yorgundur” diyecekler,
oysa ben çoktan pes etmiş olacağım.
Ama çaktırmayacağım.
Çünkü alıştım,
insan kendini en çok yalnızken saklar.
Sevmediler beni,
ya da ben yanlış yerlerde sevilmek istedim.
Bir posta kutusuna mektup bırakır gibi,
kalbimi yanlış ellere teslim ettim.
Kimi yırttı,