Bir insana aklı kadar kızacaksın. Empati seviyesi kadar duygularını göstereceksin. Kapasitesi kadar konuşacaksın. Fazlası israf... Olgunluk, herkesi anlamak değil; kiminle ne kadar paylaşacağını bilmekte gizlidir.
Alıntı
Arkadaşımın birinin, ikili patlatmalı sigarayı içerken her zaman ikisini birden patlattığını fark ettim. Neden böyle yapıyorsun diye sordum. Birini patlatmazsam israf olacak diye düşünüyorum dedi.
Hayata Dair
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Herkesin her an, her konuda durmaksızın konuştuğu bir dünyada sözün kıymeti yerle bir oluyor. Fikirler, üzerine hiç düşünülmeden harcanan ucuz birer tüketim malzemesine dönüştü. Dilin bu kadar hor kullanıldığı bir vasatta, en büyük bilgelik kelimeleri israf etmekten kaçınmaktır. Değerli olan, çok konuşmak değil; suskunluğun içinden süzülüp gelen tek bir hakiki cümle kurabilmektir.
Nefise karşı israf etmek...
Bazı olaylarda kendinden o kadar ödün vermişsindir ki kendini affedemeyecek duruma gelmişsindir. Bu da insanın kibrinden kaynaklıdır. Hatayı kendine yakıştıramama. Rabbim ayetinde ne diyor, De ki: "Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir." Affetmemek ne haddimize!
İnsan ve Duygular
Bugüne Notum;
"İsraf etmeyin; yaşamı, zamanı, sevgiyi, saygıyı, en çokta iyi niyeti."
İlk ders ilk hayaller Zamanı bükerek avuçlarımda sessizce, Her gece o meçhul eşiğin nöbetini tuttum Sandığımda sararan hiç yazılmamış mektuplar Duvarımda yüzünü göstermeyen o tozlu ayna, Ayla Kaya-Muhtemel Aşk Kul Nefsani dedem zamanı düşünüyordu sessizce zaman belini bükmüş her gece astım nöbeti dedemi sürekli nöbete kalkan bir asker haline getirmiş saat 3-5 nöbetleri onu uykusuz bırakıyordu ninem fatmadan sonra evde bir ben birde dedem yalnız kalmıştık hatırlıyorumda çocuk yaşta benimde pek çok yaramazlıklarım olmuştu her çocuk gibi gönlüm haylazlık ve yaramazlıktan kurtulamıyordu kedilerin kuyruğuna taş bağlar evdeki hizmetçilerin yüzüne su tabancamla üzerlerini ıpıslak ederdim mutlaka hatta zavallı ninemi az korkutmamıştım mantar tabancası o kahraman ve şeçaat sahibi ninem az terlik ile az kovalamamıştı beni yollar karla dolarken ben ilk tayin yerim olan Mardin Ömerlinin bir köy okuluna doğru gidiyordum yalnız her zorluktan sonra bir kolaylık vardır derdi nefsani dedem Nefsani dedem Mardinde bir bağ satın almış Ali oğlum dedi bu bahçeyi sana emanet edeceğim ancak şunu unutma emanete hassasiyet göstermezsen gökyüzünde fesat çıkar tohum bozulur bunu unutma dedi ve abdest almaya alıştır kendini abdest alırken suyu israf etme diye öğütlüyordu ben ise Duvarımda yüzümü göstermeyen o tozlu aynanın ardından suyu nasıl kapatırım nasıl kısarım onu düşünüyordum Masada kuruyan kırmızı gül yaprağı Ve masamda rengini unutmuş kurumuş bir gül yaprağı...Hepsi senin o gelmeyecek ayak seslerinin şahidi. Ayla Kaya-Muhtemel Aşk Fatma Ninem dayım Mustafanın resmini hiç bir zaman masasından kaldırmazdı Mustafa dedem anne ve babam trafik kazası geçirdikten sonra bana ilim öğretti ben ise sürekli kaçıp kaçıp bahçeden gül koparmanın peşindeydim amcazadem ise ilahi takdire tam bir
Duygu ve Düşünce