Yeni bir favori manga serisi daha buldummm. Harikaydı. Ana karakter çok eğlenceli ve hakkında daha öğreneceğimiz, kendisinin de bilmediği şeyler olduğunu düşünüyorum. Evren de çok ilgi çekiciydi. Özetlemek gerekirse tanrıların güçlerini kullanabilen insanların da olduğu bir dünyayı okuyoruz ve dışarıda farklı hayvanlara benzeyen yaratıklar ve cüceler var. Bu yaratıklar köylere saldırdıkları için her köyün savaşçı bir topluluğu var. Biz de bu köydeki genç bir savaşçıyı okuyoruz fakat kendisi önceki hayatından anılar hatırlamakta. Daha sonrasında esas olaylar başlıyor fakat bu kısmı okuyup görmenizi isterimm. Eğer ilginizi çektiyse çokkk önerdiğim bir manga oldu.
Mutsuz Çocuklar Ülkesi... Aslında isim olarak bizlere çok da uzak veya yabancı bir kitap olarak gelmiyor değil mi? Bana da gelmiyor. Kitap 1900'lü yılların sonunda çocuk olmanın nasıl bir his olduğunu yalın ve samimi bir dille anlatıyor. Yazarın kalemiyle ilk defa tanıştım, bu kitabında da kendi çocukluğundan kesitler okuyoruz. Sayfalarda gezinirken eski yılların o sahiciliğini kesinlikle hissediyorsunuz, o zamanlarda çocukların (ne kadar olabilirse) gerçekten çocuk olabildiğini okumak buruk bir tebessüm ettirdi. Çoğu zaman gülümsedim çoğu zaman üzüldüm, birilerinin anılarında gezinmek çok keyifliydi! Bence alıp okuyun, çıtır çerez bir kitap Sadece yazarın dilinin argo ve yer yer küfüre kaydığını belirtmek isterimm.
Okuduğum en güzel çizgi romanlardan biriydi hikayeler çok tatlıydı çok güzel bir evreni var ana karaktere bayıldım her şeyiyle 10 numaraydı devamını bir an önce okumak isterimm
Villa’yı birçok booktuberın önerisini görüp başladım ancak bu neydi böyle yaa. Gerçekten hiç sevemedim. Kitap zaten çok kısaydı o yüzden bir türlü içine giremedim ki gerilim kitaplarında bu en önemli detaylardan biri. Aslında zaten kitabın olayı bir gerilim kitabı olmaması. Gri dostluklar, ilişkiler üzerine olması daha çok. Onun dışında kitapta beni sürükleyen şey kesinlikle villanın atmosferiydi. O İtalya’da bir kasabada geçen bir hikayeyi okumak çok hoşuma gitti. Kitap için tam olarak yaban kaldı diyebilirim. Ayrıca bi de kitaptaki şarkı sözlerine bayıldığımı söylemek isterimm.
Uzun zamandır okumak istediğim kitaplardan rezonans kanunu.. Kitap kişisel gelişim kitabı gibi görünse de aslında bilimle kanıtlanmış gerçeklikleri anlatıyor.Bu da söylenilenlere daha çok inanmamızı sağlayabilir. Kitap olmak istediğimiz kişiye aslında çok kolay bir şekilde ulaşabileceğimizi, düşünce gücü ve inancın önemini vurguluyor.Bence okunmaya değer bir kitap, bir şans vermenizi isterimm.
Merhabalar Efendim.🩶
Sizlere en sevdiğim tropların birleştirildiği mükemmel bir kitap ile geldim.
Kitaba tek kelimeyle bayıldığımı söylemek isterimm.
Bekar Baba ve Anlaşmalı Evlilik konuları en en sevdiğim troplardır. Ve bu kitapta çok güzel işlenmişti. Sidem kendi sergisini açmak için İtalya'da kalmak istiyor ama oturma izni bittiği için ülkeden ayrılması gerekiyor. Sarp Luka da İtalyan asıllı bir iş adamı. Boşandığı eski karısından kızının vilayetini almak istiyor ama üzerine atılan iftiralarla uğraşıyor. Ve çiftimizin yolu sürpriz/Anlaşmalı bir şekilde evlilik ile kesişiyor.
Sarp'ın kızını o kadar sevdim kii kitabın içine girip öpücüklere boğasım geldii, aşırı tatlıydı. Sarp ve Sidem arasındaki o samimi ve espirili ilişkiyi okumak da aynı derece de keyifliydi. Bu çifti çok sevdim. Özellikle Sarp'ın 'karım da karım' diye ortalıkta gezmesi..
Sidem'in Sarp'ın kızı Bella ile olan samimiyeti de İçinizi ısıtacak türdendi. Bu kitabi neden bu kadar geç okudum diye kendime kızdım.
Ve kitap ilerledikçe de bu Anlaşmalı Evliliğin yavaş yavaş yerini duygulara bırakmasını ve gerçek bir evlilik olma yolunda olmasını okuyoruz. İkinci kitabı merakla bekliyorum.