"İnsan ara sıra evini yakmalı ve çıkıp seyretmeli."
zamanında bu alıntıyı görmüş ve listeme almıştım. roman demişler ama roman değildi sanki başka bir türdü. sadece bu alıntısını bildiğimden kafamda bambaşka bir hikâye beklentisi kurmuşum. işte bi karakterimiz olacaktı, başına türlü şeyler gelicekti ve diğerleriyle/kendiyle olan ilişkisi gelişecekti vsvs. alıntı hâlâ çok güzel, ama öncesini ve sonrasını / bağlamını merak ediyordum.. sonrası yok (ya tabii ki kitap içindeki bağlamı da var da of ne bileyim daha anlaşılır bir şey istemiştim uzun süredir bir şey okumadım ve her şeyi tüm detaylarıyla anlamak istiyom hep) öncesi ise şu: "Bir su kaplumbağasının kafasını çekip koparabilmeli, insan olmak için." ??? yoruma açık evet ama zorluyor işte beni bu. ev yakma metaforu daha anlaşılır; doğru bildiklerin, konfor alanın vs. SU KAPLUMBAĞASI NE ALÂKA?
3 minutes later...
kambur sürekli cinayetten bıçaklamaktan falan bahsediyor ya, belki onunla ilişkilidir bu kısım. o gücü hissetmek, bir şeyleri değiştirebildiğine dair kontrolün kendisinde olması yaşama seyirci olmamak falan. tm bu yorumla birlikte daha sakinim. altyazı olsa keşke beynim tembelleşti boşluktan.. işte tembel bir okuyucuysanız ben gibi düşünmeye üşenip hazıra konmak istiyorsanız yoruyor ve sinir bozuyor. ama ilişkiyi kurup bi küçük aydınlanma hazzı çekerseniz kendinize tatlı bi an yaşatıyor. kitap full böyle. bir de kendi deliliğinize yakınlaşıyorsunuz. benim gibi azıcık daha normal hissetmek, düşüncelerden/zihnin tuzaklarından kaçmak istiyorsanız o vakit okumayın. boşluktayken, inzivaya çekilmişken kaçın kitaptan. öcü gibi bahsetmeyeyim kitaptan komikti de ama ne bileyim.. kurgu istiyom canım salakça shoujo anime çekiyo :/ kitap okumak benim neyime! eskiden sevdiğim kadın! aman, aktivite işte. kambur da