Halil sezai’den isyan gelsin
Vladimir İlyiç Lenin
Vladimir İlyiç Lenin
Ernesto Che Guevara
Ernesto Che Guevara
gelsin de isyan görsün!!!
Alıntı

Cahil Cüheyla

@Cahilcuheyl
·
Sohbet edelim diye dm atın diyoruz 10 mesaj geliyor hepsi erkek cinsiyet ne diye soruyorlar erkek diyorum kaçıp gidiyorlar jdjd
Şükür deyince kendinden daha kötü durumdakilere bak deniyor ya aslında biz bu sözü yanlış algıladığımız için bu söz bize ters geliyor. Aslında durum şöyle: bir hastalığımız olduğunda ağlamak, isyan etmek, sanki sadece senin başına gelmiş gibi davranmak yerine senin hastalığının kat kat fazlasını çekenlerin olduğunu bilip onlar buna katlanacak gücü bulabilirken, senin nazlanman şikayet etmen onların yaşadığı zorluğa bir haksızlık. Yani burada hastalıktan örnek verdim fakat her durumda bu böyle. Senin isyan ettiğin durumun daha ağırına başkası sabrediyor. İncinirken incitme. Saygı duy yani başkasının acısına direnişine. Biraz sessiz ol biraz sakin ol. Dünya senin etrafında dönmüyor. En ağır yük senin omzunda değil. Mesela bazı insanlar görürsün sana göre gerçekten durumu çok kötüdür acınası haldedir. Fakat mutludur her şeye rağmen huzurludur çektiği acılarla çok güzel mücadele ediyordur. Garipseme sakın. O olgunluğa erişmiş insanı takdir et örnek al saygı duy. Bu hayatın anafikrini bulmuş matematiğini çözmüş insanlar onlar. Bir de her şeye düz bakma. Çok pencere var...
1000Kitap
Hani tam da gönlün yorgunken, bir cümle duyarsın da kalbindeki kuşlar havalanır, rengi değişir her şeyin. Başını gökyüzüne çevirip gülümsersin. Yaşamak o kısacık andır işte. Bazen de tek bir cümle... Seçil Oğuz
Meftun olurum, meczup olurum. Uzaklara bakarım, çıtımı çıkarmam. Nasıl söyleyeceğimi bilmem, susarım. Susmak üzerine konuşmak gerekse, beni çağırırlar, oturur susarım. Dolmabahçe Saat Kulesi'yle, Çırağan Sarayı ile konuşurum. Duvarlara yazılar yazarım gizli gizli: 'Albayım beni Nezahat ile evlendir'. Sülüs yazarım, kûffi yazarım, Latin yazarım. Gotik yazamam. Yağ satarım, bal satarım, ustamı öldürür ben satarım. Yemeden içmeden kesilir, alık olurum. Adımı sorsan duymaz olurum. Kötü olurum, iyi olmam Nezahat. Ya bu adı değiştir ya da al bu elmayı. Bende sevdiklerince terk edilme endişesi, kafayı yemeye meyyal haller var. Al bu elmayı Nezahat. Yüzünde göz izi var."
Bedeni tahrip etmek türün bedenine bir saldırıdır; insani biçimleri bozar ve böylece sıkıntı ve isyan doğurur. Kendi bedenini yaralayan ya da yakan biri, çağdaş toplumlarımızda pek revaçta olan düzgün, hijyenik, estetik, kusursuz bedene karşı küçümsemelerini ve kayıtsızlıklarını açığa vurur. Bedeni toplumsal olarak kuşatan yaygın kutsallık, bozulmuş, tecavüze uğramış olur. Yaygın deyişle bedenine "zarar veren" biri bir tür ayrılıkçıdır. Bedenin (dolayısıyla benliğin) imajına saldırmak, kendine bilinçli olarak acı vermek; toplumun gözünde çok vahim iki itaatsizlik, birey için de yaşam koşullarına karşı çıkmanın iki biçimidir. Birey bedeninin sınırlarını yok ederken kendi sınırlarını da altüst eder ve aynı zamanda toplumun sınırlarına da saldırır; çünkü beden, toplumsal olanı düşünmenin bir simgesidir (Douglas, 1971).
Sayfa 140