• Bugün sevgili köpek Efes ile birlikte Platon'un Gorgias ile Hitabet - Hatip - Retorik üstüne tartışmalarını okuduk.

    Gorgias bir Hatip; hitabetin cahil kalabalıkları çok etkilediğini, zanaat sahiplerinden de yararlı olduğunu, kısa ve özlü sözlerin etkisini, işinin ehli bir sanatçı ile kendisinin bir seçime girdiği zaman kalabalığın mutlaka kendisine oy verdiğini, iddia etti. Hatta her zanaatkarın hatip için birikim yapıp onu zengin ettiğini de ekledi.

    Sokrates de, bilim ve inanç alanına Gorgias'ı çekti. Bilimde yanlış bilim ve doğru bilim olmadığını ona itiraf ettirdi. İnançta ise bir doğru bir de yanlış inanç olduğu konusunda anlaşmaya vardılar. Hatip'in kalabalığı bilimle mi yoksa inançla mı ikna ettiğini sorunca; Gorgias, inanç ile, dedi.

    Herşeyin anlaşıldığı bu anda Efes bana dönüp "İhsan Kongar Hocadan Kişilik ve Karakteri nasıl öğrenmiştin?" diye sordu. Ben de "Kişilik, insanın kendine topladığı değer ve bilgilerdir; karakter ise bu öze dayanıp verdiği tepkilerdir' dedim.
    .
    "Güzel" dedi Efes, "Öyleyse, Hatip'i 'elma iyidir' dediğinde alkışlayanlar; üç gün sonra 'elma kötüdür' dediğinde de alkışlıyorsa, onlar karaktersizdir!" dedi.

    Sarılıp kucaklaştık...
  • Paulo Coelho'nun Simyacı'sında Mesnevî İzleri
    "Kötülük," dedi Simyacı, "insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır."
    Kitabın olay örgüsüne baktığımızda “Santiago” adındaki karakterin kişisel menkıbesini bulmaya çalışmasından yola çıkılarak oluşturulmuş. Bunun için Mevlana’nın hikâyesinden yola çıkılmış da deniyor. Mesnevi'de geçen hikayeyi okuduğum için bir çok benzerlikle karşılaştım. Mevlana'dan etkilendiği konusundaki tartışmaları araştırdım ve bahsi geçen tartışmayla ilgili şöyle bir yazı paylaşmak istiyorum;
    "Coelho, ilk yıllarda bu eserinde hiç kimseden etkilenmediğini söylese de yakın tarihte İran'da katıldığı bir konferansta, Simyacı'yı Mevlana'nın Mesnevi'sinde geçen bir hikayeden yola çıkarak kaleme aldığını itiraf etmiştir. Zaten Simyacı adlı eserde anlatılanlar, Mesnevi'nin 6. cildindeki, 'Bağdat'ta yaşayan bir kişinin gördüğü rüya sonucu Mısır'da bir adrese gitmesini' konu alan hikayeyle neredeyse birebir aynı.''
    Mesnevi'de geçen bu hikayeyi okuyup sonrasında Simyacı'yı okuyan bir çok okur bu benzerliği farkedecektir.
    “Santiago” karakteri ile başaralı bir karakter yaratmayı başarmış yazar. İster istemez karakteri seviyorsunuz. Bu sizin kitabı daha istekli okumanızı sağlıyor.Kitap roman olmasına rağmen size bir felsefi yapıt, masal ve hikâye izlenimi veriyor. Üstüne bütün bunları sürükleyici bir şekilde verdiği için kitabı sıkılmadan okuyorsunuz.
    Ayrıca bir nasihatname özeliği de var diyebiliriz. Çünkü kitap karakterlerin birbirine nasihat vermesi yoluyla oluşturulmuş. Okuyucuya karakterler üzerinden sürekli örtülü nasihatler verilmiş. Kitapla ilgili bir çok kişiden olumlu anlamda yorumlar dinledim ve mutlaka okumam konusunda uyarıldım. Sonuç olarak kitabı okudum ve bittiğinde kitap elimde ne yani bu muydu söylemleri ve yüzümdeki ifade tam bir hayal kırıklığı şeklindeydi. Kitap kötü değil fakat bendeki beklenti çok yüksekti ve belkide Mesnevî okuduğum için karşıma çıkan benzerlik kitaptan etkilenmemi önlemiş olabilir.Yada Mesnevî kadar doyurucu bir kitabı okumuş olmakta,bu kitaptan etkilenmemi engellemiş olabilir.
    Keyifli okumalar...
    Paulo Coelho
    Simyacı
    Can yayınları
    Çeviri:Özdemir İnce
    Sayfa:166
  • 3 güzel öyküden oluşan bir kitap. Yine Zweig insanın ruh hallerini güzel yansıtmış. Öykülere gelecek olursak;

    Lyon’da Düğün : Kanlı Fransız devriminin gerçekleştiği yıllarda anlatılan bir olay. Lyon şehri yakıp yıkılmakta, insanlar giyotin yerine toplu şekilde silahlarla öldürülmektedir. Nişanlısını kurşuna dizdikleri söylenince genç kızda askerlerle münaşaka edip o da zindana düşüyor. Zindanda ise nişanlısını buluyor. Papaz sayesinde evlilikleri gerçekleşiyor. Gerisi biraz mutsuz ama çok güzel bir hikaye olmuş. 13 sayfada sanki bir sezonluk dizi izlemişim gibi geldi bana.

    İki Yalnız İnsan : Ayağı topallayan bir fabrika işçisinin fabrika çıkışı ağlayan bir kızın yanına gitmesiyle olay başlıyor. Bu kız fabrikada çalışan Çirkin Jula dedikleri kızdır. İki genç kendilerine bile itiraf edemediklerini birbirlerine söylüyor. Güzel ve mutlu sonlu bir hikaye.

    Wondrak : Yüz şekli yüzünden Kurukafa diye alay edilen bir kadının uğradığı tecavüz sonucu doğurduğu bebeğin hikayesinin anlatıldığı olay. Kadın, askerlik yaşına gelen oğlunu devletten kaçırır ama işler istediği gibi gitmez. Bu kitap bana yakın zamanda okuduğum Mecburiyet’i hatırlattı ama burada oğlan çocuğu olduğu için bir vatan görevi değil de hep annesinin sözünü dinliyor.
  • Hayat, katlanılabilir bir şey olsun diye yaşanır. Duyarlılık onu yaratır ve anbean içini doldurur ve su misali sessizce akıp gitse bile en azından bizi değişmez ve ebedi görünebilecek bir akıntı misali beraberinde sürükler. Ama hayat, düşünceyle, mantıkla, akılla, felsefeyle sorgulanıp, ayıklanıp soyulduğu vakit boşluk, dipsiz yüzünü gösterir, hiçlik dürüstçe bir hiç olduğunu itiraf eder ve umutsuzluk, Tanrı'nın oğlunun terk edilmiş mezarı başı na konan melek misali ruhun içine tüner.
    Giovanni Papini
    Sayfa 57 - MonoKL Edebiyat
  • Her şey çok güzel..
    Sensizim
    Bensizsin
    Biz değiliz hiç olamadık ki zaten
    İyi ki itiraf etmedin
    Benim sana olan aşkım çok fazlaydı
    Senin ki gelirse kaldıramazdık ikimizde
    Daha sevgili olamadan yapamadık...
    Çok fazla bu kadar sevgi
    Gerek yok
    Hiç gerek yok
    Yalnızlığını hep sev
    Ben de eskisi gibi hep öyle yapıcam
    Bir başkası almayacak yerini
    Ona da yeminliyim çünkü
    Ama sen artık dualarımdasın
    Öyle birini seveceksin ki
    Benim gibş değil asla
    Terbiyeli şehvet düşkünü olmaz inşallah
    Dinli imanlı pamuk kalpli inşallah
    Dualarım da hep senindir

    Hoşçakal
    Olacaklar hep sensiz artık
    Üzgünüm
    İstesem de dönemem kollarına
    İki dünya bşr araya gelse gelemem
    Dönemem
    Yapamam
    Afffet
    Son kez affet
    Bir zamanlar delice çılgınca sevdiğim adam
    Artık aşkın kalmadı
    Bittin gözümde
    Bittim gözünde
    Bittik bittik bittik
    Elveda
  • Yalnız sözden ne çıkar! Kimbilir şimdiye kadar kaç hayvan yükü kitap okudun. Ne anladın? Hiç, değil mi?
    İnsanların bilgisi nedir? Bencillik ve zevklerinin ihtiyacı olan san'atlara ait şeylerdir. Lakin hak ve hakikata dair ne bilirler? Hiç! Akla ait denklem ile hakkı itiraf mümkündür. Fakat bilmek, anlamak mümkün mü? Ne konuşalım? Harf dizisi ile felsefenin esası bilinir mi?
  • "Sokrates: Bilmek ile inanmak, BİLİM ile İNANÇ sana göre aynı mı yoksa farklı mı?

    Gorgias: Bence farklı şeyler, Sokrates.

    Sokrates: Haklısın. Bir YANLIŞ bir de DOĞRU inanç var mıdır sence?

    Gorgias: Evet.

    Sokrates: Yanlış BİLİM ve doğru BİLİM var mıdır?

    Gorgias: YOKTUR tabii...
    .
    Sokrates: Demek ki BİLMEK ile İNANMAK aynı şey değil.

    Gorgias: Doğru.

    Sokrates: Demek ki HATİPLİK doğru ile yanlış üstüne bilgi veren bir ikna değil, İNANDIRAN bir ikna etmedir, değil mi?

    Gorgias: Evet..."

    Bu diyoloğu Platon'un GORGİAS kitabından aldım. Günümüzden 2400 yıl önce Yunan filozoflarının tespiti, bir türlü 2017 Türkiyesine gelmemiş. "Ben halkı hatiplik yaparak İNANÇ üzerinden ikna ederim, çalışmadan da paralarını toplarım" diyen Sofist Hatip Gorgias'a inancın yanlışı da olacağını itiraf ettiren bir diyalogdur.

    Psikiyatrist Serol Teber, 1981 gibi darbe sonrasına denk düşen tehlikeli bir dönemde Davranışlarımızın Kökeni kitabını yayınlamıştır. Bilimin ve bilimsel gerçeklerin halka faydasız, anlaması güç, uğraşmaya değmez olarak sunulmasını eleştirerek başlar.

    Korku ve tehdit rüzgârının bilerek estirildiğini; bunun da halkta günlük yaşamı pratik yoldan ve hiç düşünmeden kurtarmak hissine yol açtığını; özgür ve yaratıcı düşüncenin öldüğünü tespit ederek bitirir.

    Bugün durup düşünen ve öğrenmek isteyen herkeste bilgiye, bilime, bilmeye açlık var. Hatta en çok "Ben neden böyle yaptım / yapıyorum?" sorusu soruluyor.

    Benim önerim, KENDİNİ BİL diyen sözü ana ölçüt tutup, ruh / insan / psikolojiyi anlamaya yarayan kitapları okuyup başlamanızdır...