• — Bu modayı izleyenler açısından durum daha da kötü. Benim bildiğime göre, mutlu evlilikler sadece mantık evlilikleridir.

    — Evet, ama bu mantık evliliklerinde mutluluk sırf itiraf edilmemiş bir aşk ortaya çıktığı için toz gibi dağılıyor, –dedi Vronskiy.
  • Biz suçluyduk ve burada da suçumuzu itiraf ediyoruz. Suçumuz, en büyük günahlardan biri olan “tercih etmek”ti. Biz, bazı işleri ve dersleri diğerlerine tercih etmiştik. Büyük Doğuş’tan beri seçilmiş meclislerin hikâyelerini iyi dinlememiştik. Biz ilmi seviyorduk. Bilmek ve etrafımızdaki şeyler hakkında her şeyi öğrenmek istiyorduk. Öğrenimimiz sırasında o kadar çok şey merak ettik ve sorduk ki öğretmenlerimiz buna ancak yasaklama ile bir hâl çaresi bulabildiler.
  • Geçtiğimiz günler de bir "Lgbt" sayfası gençlere;
    "Eş cinsel olduğunuzu ilk nasıl farkettiniz?" diye sordu.
    Ve altına binlerce yorum geldi. Ben bunların bir kaç tanesini ancak okuyabildim, dehşetle sayfayı kapattım.
    Henüz lise ve üniversite çağında olan binlerce genç hem cinslerine ilgi duyduğunu, hatta ilişki yaşadıklarını itiraf etmekle kalmamış birde "bunun normal bir durum" olduğunu savunmuşlardı.
    Ve şuan bir çok hastaneye cinsiyet değiştirme başvuruları yapılıyor, kaymakamlıklar isim ve nüfus cüzdanı değiştirme talepleriyle dolup taşıyor.
    Bunlar sadece görünen kısmı..
    Birde aile ve toplum baskısından çekinip bu halini gizleyen binlerce genç mevcut.

    Bunlardan biri belki sizin evladınız, kardeşiniz, akrabanız..
    Bilemiyoruz lakin durum sandığımızdan daha vahim.
    Neden kaçmıyor uykularımız?
    Elbette normal bir zihnin yada bedenin ürünü değil bu çocuklar.
    Peki ama ne oluyor?
    Kim fısıldıyor bunları ismi "Ümmeti Muhammed" olan gençlerimizin kulaklarına?

    Hiç duydunuz mu bilmem.. Ama merhume Aidin Salih hocamız çok bahsederdi.
    "REKOMBİNANT DNA"
    Size en yalın haliyle anlatmaya çalışacağım;
    Bizim bedenimiz de bulunan dna'nın bir kopyasını çıkarıyorlar fakat içine istedikleri mutant hücreleri koyup izole ettikten sonra bu genin milyonlarca klonunu üretiyorlar.
    Rekombinant dna bugün öncelikle aşılarda ve çeşitli ilaçlarda bulunuyor. İnsanın 2 sarmalı olan dna yapısını 12 ye kadar çıkarıyorlar ve tamamen genleri bozulan mutant bir insan haline getiriyorlar.
    Ve en korkunç olan, dna sarmalı 12'ye ulaşmış bir insanın bir daha düzelip eskiye dönmesi im-kan-sız.!

    Rekombinant dna ilk olarak "insülin" ilaçların da kullanılmaya başlandı. Bu sebeple insüline başlayan insanlar bir daha bırakamıyor ve ne hikmettir ki bugün 5-6 yaşında ki çocuklara dahi şeker hastalığı teşhisi konuluyor.
    Hamilelikte kullanılan folik asitler rekombinant dna yöntemiyle üretiliyor.
    Aşıların içeriğinde aynı şekilde bu bela fazlasıyla mevcut.
    Doğduğu andan itibaren dna sarmalına müdahale edilen bu çocukların büyüdüklerinde istenilen gibi "eş cinsel" olmaları aslında bizi çokta şaşırtmamalı..

    Sadece bunlar ile de sınırlı değil durum.
    Dna sarmalımızı bozan diğer faktörler:
    -Lazer epilasyon, lazer ameliyatları
    -Elektromanyetik dalgalar
    -Yapay ve kimyasal yiyecekler (Paket gıdalar)
    -Rekombinant dna ilaçları, aşıları
    -Çok müzik dinlemek
    -KOKULAR!

    Yani bize kısaca diyorlar ki;
    -Madem siz bizim istediğimiz insan formuna doğal yollarla gelmiyorsunuz, tek tip insan modelini kabul etmiyorsunuz, madem Müslümansınız eş cinsellik size göre değil ve sizin "aile kavramı/mahreminiz" var o zaman dna ve gen yapınızı; ilaç, gıda, spreyleme ile bozalımda bu şekilde itaat edin bize!

    Oysa Vallahi ve Billahi Rabbimiz bizi bu konuda açık açık uyarıyor!
    Nisa suresi 118-119. Ayetlerin tefsirini hiç merak edip okudunuz mu?
    Bakın ne söylemiş müfessirler:
    -Dna ile oynayıp sarmalı bozarak farklı yaratıklar elde etmeye çalışacaklar
    -Mahluku Halik yerine koyacaklar
    -Allah'ın yaratışının değiştirilmeyeceğini ve kendilerine lanet olunduğunu bilmeyecekler!
    -Hayvanların kulaklarını yaracaklar..
    Bakın bu ayet çok önemli bir bilgi veriyor bizlere.

    Şeytan; "...Kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler" demiştir.

    Ayeti Celile'de "Hayvanların kulaklarının yarılması ile yarattıkların değiştirilmesinin" peşpeşe zikredilmesinde büyük hikmetler vardır..

    Japonya Kagoşima enstitüsünde tarihteki ilk kopyalama hücreleri kulak yarılarak alınmıştır.
    Hayvanların kulakları yarılıp, içerisinden kök hücreleri alınarak kopyaları üretilmiş ve daha sonra bu durum geliştirilerek Avustralya'da donmuş embriyodan bir kız çocuğu dünyaya getirilmiştir.
    Amerika'da ise aynı yöntemle yapay bir kadın rahmi üretilmiştir.
    Ki geçtiğimiz günlerde Çin'de dünyaya gelen "genetiği değiştirilmiş" ikiz bebekler de bunun bir örneğidir.

    İnsanlara bu durumu masum göstermek için "Kök hücre ve klonlama yöntemleriyle sizin kalıtsal hastalıklarınızı tespit edip iyileştirmeye çalışıyoruz" yada " size daha sağlam bir gen hazırlıyoruz" yalanları söyleselerde işin aslı;
    -Mutant
    -Allah'a inancı kalmayan
    -Tek tür
    -Üreyemeyen
    -Eşcinsel
    -Düşünme yetilerini yitirmiş, robotlaşmış
    -Uzaktan kontrol edilebilen insanlar üretmek.

    Bugün avmlerde, ayrı atıklarda toplanan kadın pedlerindeki adet kanlarından dahi kök hücreler alınıyor.
    Farkında değil misiniz her hastaneye gidenden illa bir "biyopsi" isteniyor. Bunun için bedeninizden kesilen o parçaların çöpe atıldığını mı sanıyorsunuz?
    Hiç soran oldu mu; benim biyopsi için verdiğim doku örneğim nerede diye?
    -Aa hayır atmadık, öğrenciler üzerinde yeni hücre üretmeye çalışıyorlar derler..
    Eğer dürüstler ise..(!)

    Ben size paket gıdalardan uzak durun, kimyasal ürünler kullanmayın, ilaç içmeyin, aşı yaptırmayın dediğimde sizden ne çıkarım var Allah aşkına?

    Bir çok ilacın prospektüsünde yan etki olarak " kişilik değişimi" yazıyor.
    Oturup kafa yoran oldu mu, yahu nedir bu kişilik değişimi?
    Yani üstü kapalı şekilde diyor ki; bunu içersen eş cinsel olabilirsin, zina yapabilirsin, ensest ilişkilere meyledebilirsin kişiliğin değişir! Özellikle parkinson ilaçlarında bu daha nettir!

    Bakın güya her önlemi aldı anneler ama dönün bakın şu gençliğin haline!
    Hangisi kız, hangisi erkek ayırt edilebiliyor musununuz?
    Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'unda mübarek ramazan ayında binlerce kişiyle eş cinsel yürüyüşü yaptılar.
    Peki kimdi bu gençler? Gökten zembille inmediler ya.
    Onlar bizim gençlerimizdi.
    Her birinin annesi babası anadoludan kopmuş gelmiş insanlardı oysa ki..

    Düşmanın planı ve projesi bizim idrakımızın çok ötesinde ve bunları teker teker uyguluyorlar evlatlarımızın üzerinde.

    Şimdi gönül rahatlığı ile paket gıdalara devam edin, aşılarını yaptırın, her verilen ilacı bitene kadar kullanın..
    10 sene sonra yavrunuz da nelerin ortaya çıkabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?
    Rabbimiz bize "Onları dost edinmeyin!" Diye emredip uyarırken biz bırakın dost edinmeyi herşeyimizi teslim ettik..
    Çünkü bir defa bile Allah'ı ve Rasul'unu anlamaya çalışmadık..

    O Allah'ki yarattığı herşeyi güzel yaratmıştı, kendi ellerimizle ifsad ettik!

    /Yağmur Mirzayeva-17.12.2018/
  • Yatağa girerken, her büyük felâketimde olduğu gibi, kendimi birkaç yaş birden büyümüş hissettim. Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum, fakat hâlâ Nüzhet’e âşık olduğumu kendime itiraf edemeyecek kadar çocuktum.
  • "Herkese hitap eden kitaplar daima pis kokan kitaplardır: küçük-insan-kokusu sinmiştir üzerlerine "
    Friedrich Nietzsche'nin "İyinin ve Kötünün Ötesinde" kitabından bir alıntı.

    Bunu buraya yazdım çünkü Nietzsche'nin bu düşüncesini ilk gördüğümde katılmıştım, hatta "İyinin ve Kötünün Ötesinde" kitabında en sevdiğim satırlardan olmuştu diyebilirim. Şimdi ise Nietzsche'nin bu konuda yanıldığını düşünüyorum, en azından 'Oblomov' için.
    Öyle bir şey ki Oblomov! Tanıştığıma pişmanım, çünkü tesirinden uzun bir süre kurtulmam imkansız. Ama eğer tanımış olmasaydım daha çok pişmanlık duyardım. Bir yandan herkes okusun istiyorum çünkü herkese hayat dersi verebilecek düzeyde, bir yandan da bencilce davranıp bu saatten sonra kimsenin okumasını istemiyorum.
    Hatta ve hatta itiraf etmeliyim ki öyle satırlar, öyle sayfalar vardı ki paylaşmaya dahi kıyamadım, kıskandım diyebilirim.

    "Ne var ki bu kitapta?" Dediğinizi duydum.
    Aşk, acı, hayat, keder, umut, pişmanlık, gözyaşı, ders ve en önemlisi bu duyguları yaşadığınız satırlarda, tanıdığınız-tanımadığınız ve sizinle aynı duyguları yaşamış, yaşayan ve yaşayacak olan insanların varlığı var.
    Öyle bir kitap ki herkesin üzerinde yaratmış olduğu ve yaratacağı etki aynı. Aynı dediğim için sıradanlaşmış olarak algılamayın bunu, yaratacağı tutku, hüzün, acı aynı.

    (Kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız eğer; Okuyun.
    Bana bir iyilik yapmak istiyorsanız; Okumayın!) Şaka şaka :)) bu kitabı herkes okumalı.

    İkna edici gelmediyse yazdıklarım
    Bide şunu okuyun; "Şuan da 1000k ta 'Oblomov' adında 17 kullanıcı var. Öylesine isimlerini 'Oblomov' yaptıklarını düşünmüyorsunuzdur heralde" :))

    Bende öyle düşünmüştüm :) Şimdiden keyifli okumalar dilerim:)
  • geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
    herkes bağırırken şiirler okumak mı?
    susmak mı sözün bittiği yerde? kusmak mı sindirebildiklerinizi?
    apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?
    sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor-
    beğenmeseler de seviyorum ellerimi,
    hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.
    itiraf ediyorum…

    silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. yalan övgülerinize ihtiyacım yok.
    gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
    bir sürgün nereye sürülebilir? gölgeler kelepçeye vurulur mu?
    çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!
  • “Yani bütün şarkıların farklı bir Shakespeare oyunu hakkında mı, yoksa sözleri dinleyip anlamlar çıkarırken biraz aşırıya mı kaçıyorum?” diye sordum.
    Daniel başını yana yatırdı ve dudakları aralandı. Yüzünde bir hayret ifadesi belirmişti. Bu ifadeyi sevmiştim. Tamam, itiraf etmeliyim ki onun bütün yüz ifadelerini sevmiştim. “Sen gerçeksin, değil mi? Çoğu insan bunu fark edemiyor ama evet. Her şarkı bir Shakespeare eseriyle alakalı.”
    Brittainy C. Cherry
    Sayfa 65 - Yabancı Yayınları