Puan vermedi·704 syf.··
2026 1. kitabı
Tanrının olmadığı yerde insanın vicdanı kendini tanrıaştırır. Bu kitap insanın kendini yargiıamasını sağlıyor, suçunu itiraf edip mutluluğa eren insan figürü oluşturulmuş.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194bin okunma
'Olumsuzlama aynı zamanda, itiraf etme biçimidir.'
8/10
·75 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:22
Bir insanın antika saray saatlerini tamir etmekte ustalaşmış olması yeterince ilgi çekiciyken, böyle bir oyunu da yazabilmesi... :) Şule Gürbüz okumalarının başladığı yer tam olarak burası olabilir. Hafif dozda barındırdığı mizah ve karakterlerin çocuksu duygu durumlarıyla neredeyse Mercier ile Camier kıvamında bir eser. Tiyatro yapıtlarında aradığım, olabildiğince beni o koltuğa oturtup, sahnenin ışıkları sönünceye dek oyuna dahil edebilmesi... Çok az yerde kopuşlar yaşansa da, başarılı bir eserdi. Çok derinden, yüzeysel anlatıma, acıdan sevince, kahkahadan gözyaşına anlık geçişler, felsefi metaforların sarsıcı etkisi... Hayranlıkla okudum. 'Yaşlı İhtiyar' Beckett'ın neredeyse bütün eserlerinde görebileceğimiz, yardıma ihtiyacı olan duygusal gel-gitler yaşayan ama en güçlü cümleleri, en sıradan olayların içine gizleyen, yaşlı bilge arketibine yakın bir karakter. Her konuda üstünlüğünü ilan etmiş ama bu üstünlükten hazzetmeyen, düş ve gerçeğin sınırlarını yitirmeye cesaret edebilmiş biri. Merkezde bulunuyor... Yaşlı ve genç kadın karakterlerinin, yaşam ve ölüm üzerine bizde bıraktıkları etki çok kıymetli... Hizmetçi: başlarda gerçekten Yaşlı adama refakat eden bir hemşire olduğu fikrine kapılabilirsiniz, çıkarımları ve akıllıca sözleri size 'evet sanırım bir çıkış noktası buldum dedirtse de' oyunun sonlarına doğru fikriniz değişebilir. Susan Sontag; "Yaşama gücümüzü delilik kaynaklarımızdan alırız." derken, anlamlı bir tespitte bulunmuştu. Uyum gösterebilme becerisi deliliğin bir biçimi değil de nedir? Belki bize hiç beklemediğimiz cümleleriyle şaşırtan insanlar onlara dayatılan zihinsel normların üstünlüğünü reddedenlerdir. 1950’lerde psikoz tanısı konulan vakalar modern zamanın gayet sağlıklı bireyleri kabul ediliyor. :)
Tiyatro
Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl YokturŞule Gürbüz · Boyut Tiyatro · 1993242 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BGEGŞ
10/10
·424 syf.··
2026 99. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:33
!Spoiler! O kadar iyi bir kitaptı ki... Bilen ve okuyan az sanırım, değer görmeyi hak ediyor. Holly ve Alex'in onlu yaşkardaki "arkadaşlıkları" o kadar hoşuma gitti ki, asla kendikerine ve birbirlerine itiraf edemedikleri şeyler... Ancak Holly'nin küçük kasabadan 'kaçması' ile arkadaşlıkları kopar. Haliyle zaman geçer ve büyürler. Alex öğretmen olarak Holly'nin özel asistan olarak çalıştığı Londra'ya gelir. Arkadaşlıkları devam eder ancak ikisi de çok değişmiştir. Alex'in ve Holly'nin birbirlerine küçükken itiraf edemedikleri duygular hâlâ bir yerlerde saklı duruyormuş, aradaki engeller ise saymakla bitmez (Holly'nin sevgilisi pislik Richard ve Alex'in gıcık sevgilisi Melissa). Kitabın sonunda ise tüm engellere rağmen MUTLU SON ancak biraz hayal kırıklığı niye daha uzun değil mesela? Sonrasında ne oldu mesela? (ben kitabı cinnet geçirerek okudum o kadar sinir oldum ki karakterlere özellikle Holly'nin alttan alıcı ve affedici tavrı ve Alex'in zeka seviyesi bir insan bu kadar mı kör olur ya, yemin edebilirim ama kanıtlayamam bu kitabı okuyan herkes en az bir yerde noluyolan demiştir ki ben BAZI sayfalarda kitabı bırakıp yüzümü yıkama ihtiyacı hissettim.) İyi okumalar ve bol sabır diliyorum...
Başıma Gelmeyen En Güzel ŞeyLaura Tait · Form Bilişim Yayınları · 20162 okunma
8/10
·128 syf.··
2026 62. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:37
Ongen Ev Cinayetleri den sonra sanırım okuduğum ikinci Japon polisiyesi olabilir Şeytanın Çırağı kitabı. Basit bir dili olan kısa ama keyifli bir roman. İcinde; Şeytanın çırağı Onları öldürdü mü? , olarak iki hikaye mevcut. Agatha Christie romanlarındaki gibi katil aramaktan çok, cinayetin ve katilin içine sürüklendigi psikolojiyi okuyoruz. İlk hikayeden ziyade ikinci hikayeyi daha çok sevdim. Japonyayı sarsan bir karı kocanın yatağında ölü bulunması, çiftin misafirleri Odera isimli gencin suçlanmasını, aşk saplantısı, sanığın yanlı adaletten intikam alma arzusu ve sonraki süreçleri onu savunmaya çalışan avukatın kaleminden okuyoruz. Müvekkilinin suçlu olmaması gerektiğine tamamen inanan avukatın notları ve sanığın sonradan bulunan itiraf notları hikayenin temelini oluşturuyor. Burada detayları dile getirmekten ziyade bu kısa kitabı okumak çok daha akıllıca olacaktır. Yazara bu kitap için teşekkürler
Şeytanın ÇırağıŞiro Hamao · İthaki Yayınları · 20249,8bin okunma
Benim şeytani koruyucum
7/10
·432 syf.··
2026 41. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere severek okuduğum @aurora.ascher.author kaleminden "Hell bent serisi 'nin dördüncü kitabı olan #benimşeytanikoruyucum kitabı ile geldim... Evett serimizin önceki kitaplarını severek okumuştum dördüncü kitabı da aynı şekilde severek ve keyifle okudum. Cehennemden özgürlükleri için kaçan 4 kardeşten birisi olan Raum'un ve melek kızımız Sunshine 'in hikâyesini okuyoruz... Raum'un hikayesini de diğer kardeşler gibi çok merak ediyordum ve sonunda onun hikayesini de okudum tabiki çok sevdim. Tabiki serinin devamınıda merakla bekliyorum. Yazarın kalemi zaten şahane akıcı kendini bir solukta okutuyor. Yazar mizah ve sıcak aile hissini şahane dengelemiş. Kardeşlerin birbirleriyle olan sahneleri kitabı daha eğlenceli yapıyor. Ben hepsini çok sevdim ama Raum favorim oldu, sanki daha korumacı, özellikle hayvanlarla olan bağı ve içindeki yalnızlık hissi ona daha bir derinlik katmış. Son olarak uyarımı da yapıp konusuna geçiyorum. “Benim Şeytani Koruyucum” cehennemden kaçıp insanların arasında yaşamaya çalışan iblis kardeşlerden biri olan Raum’un hikâyesini okuyoruz. Raum geçmişine dair anılarını kaybetmiş, işlediği bir suçtan dolayı hafızası silinmiş bir iblistir. İçindeki karanlık dürtülerle mücadele eden, diğer kardeşlere göre daha sessiz ve yalnız biridir. Dışarıdan korkutucu görünse de aslında zarar vermekten çok korumaya daha eğilim biridir. İtiraf edeyim hafızasının silinmiş olması onu hem daha gizemli hem de kırılgan yapıyor. Sunshine ise cennetin sadık meleklerinden biridir. Geçmişte işlediği bir hata yüzünden rütbesi düşürülmüş bir alt rütbeye verilmiştir. Tabi bu Sunshine için üzücü ve utanç verici bir olaydır. Eski rütbesini geri alması ve geçmişteki hatalarını telafi etmesi için ona bir şans verilir. Bu görevi çalınan ve cehennemde saklanan
1000Kitap
Benim Şeytani KoruyucumAurora Ascher · Parola Yayınları · 202619 okunma
10/10
·344 syf.··
2026 21. kitabı
‎Katrine Engberg, Kiracı ile bizi sadece Kopenhag’ın soğuk kaldırımlarında dolaştırmıyor; bizi bir katilin zihninde inşa ettiği o çarpık ve estetik "kâbus fabrikasına" davet ediyor. Bu fabrika, tuğla ve harçtan değil; ihmal edilmiş çocukluklardan, dile dökülemeyen öfkelerden ve sessizliğin çığlıklarından oluşuyor. ‎ ‎Failin, "Beni kâbus fabrikasının battaniyesine sarınmış insanlar biçimlendirdi. Yokluklarıyla biçimlendirdiler beni" sözü, aslında sadece bir itiraf değil, aynı zamanda bir varoluş bildirgesi. Katil, mağdurlarını sadece yok etmiyor; onları kendi hikâyesinin birer sahne objesine dönüştürüyor. Olay mahalline bırakılan her iz, sanki titizlikle kurgulanmış bir tiyatro prodüksiyonunun parçası. Ölüm, burada doğal bir son değil, katilin elinde biçimlenen bir sanat eseri. Katilin, kurbanlarının üzerine çizdiği o gizemli desenler, sadece bir nefretin değil, aynı zamanda "kurgu ile gerçek hayat" arasındaki o tekinsiz bağı kuran bir imzanın göstergesi. ‎ ‎Kitaptaki cinayetler, sıradan bir polisiyenin ötesinde, okuru bir "sessiz anlaşmaya" davet ediyor. Fail, kendi acısını öyle bir sahneye taşıyor ki; dedektifler Jeppe Kørner ve Anette Werner, sadece bir katil aramıyor, aynı zamanda bu kaotik tiyatronun senaryosunu çözmeye çalışıyorlar. Cesetlerin bulunuş biçimleri, sanki katilin kendi romanını yazarken kullandığı kelimeler gibi: Kesin, soğukkanlı ve dehşet verici derecede estetik. ‎ ‎Bu kurgusal kaosun tam ortasında ise dedektif Jeppe Kørner duruyor. Failin "kendi hikâyesini yazma" arzusu, Jeppe’nin hayatındaki o "bitmemişlik" hissiyle garip bir şekilde rezonansa giriyor. Jeppe, cinayet mahallindeki o tiyatral havayı koklarken, aslında kendi geçmişindeki "haksızlığa uğramışlık" duygusunu da bastırmaya çalışıyor. Katil, kurbanlarını "yoklukla" biçimlendirirken, Jeppe
Edebiyat
KiracıKatrine Engberg · The Kitap Yayınları · 2021276 okunma