10/10
·894 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:14
·
Suç ve Ceza’yı yeniden satır satır düşündüm. Dostoyevski’nin bu eserde yaptığı şey, sadece bir edebiyat klasiği yazmak değil; insanın en karanlık, en kimseye itiraf edemediği köşelerine muazzam bir ayna tutmak. Kitabın başındaki Mazlum Beyhan imzalı o önsözü okurken de bendeki taşlar iyice yerine oturdu. İnsan bu romanı bitirip masaya koyduğunda, ister istemez derin bir sessizliğe gömülüyor. Genelde dışarıdan bakıldığında roman, yoksul bir öğrencinin işlediği cinayet ve sonrasında yaşadığı vicdan azabı gibi görünür. Ama hikayenin özü bundan çok daha derin. Karşımızdaki Rodion Raskolnikov, sıradan bir hırsız ya da cani değil. Aksine, dürüst, etrafındaki haksızlıklara ve toplumsal adaletsizliklere karşı içi nefretle ve öfkeyle dolu, düşünen bir genç. Gel gör ki, Petersburg’un o tabut gibi daracık çatı katı odasında, yalnızlığın içinde boğulurken kafasında tehlikeli bir teori büyütüyor. Kendine şu can alıcı soruyu soruyor: "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı?" Tarih boyunca Napolyon ya da Muhammed gibi olağanüstü liderlerin, insanlığın önünü açmak adına mevcut yasaları ve ahlakı çiğneme hakkı olduğuna inanıyor. Kendisinin de o "sıradan" insan yığınından değil, bu kuralları yıkabilecek "olağanüstü" azınlıktan olup olmadığını kanıtlamak için o tefeci kadını öldürüyor. Yani cinayeti paraya sıkıştığı için değil, tamamen bu fikri denemek için işliyor. Fakat Dostoyevski, teoride kusursuz duran bu bireysel üstünlük fikrinin hayata, yani insan vicdanına çarptığında nasıl paramparça olduğunu gösteriyor. Raskolnikov cinayetten sonra adaletten ya da polisten kaçmıyor; asıl kendi vicdanından kaçmaya çalışıyor. Kendi yarattığı o kibirli düşünce, onu toplumdan, ailesinden ve sevdiği herkesten koparıp yaşayan bir ölüye dönüştürüyor. Romanın geçtiği Petersburg atmosferi de bu ruh halini
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Fiyasko
1/10
·64 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:27
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar. Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğunun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil. Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir. Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim. Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten. Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
Dünyanın En Kötü EkürisiAbby Jimenez · Olimpos Yayınları · 2024610 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 66. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 07:59
"İnsan ailesini seçemez ama hikayesini anlatmayı seçebilir.” Norveç’te büyük ses getiren ve çok satan “Miras” romanında baba tarafından cinsel tacize uğrayan, kitabın ana karakteri Berglot’un yaşadığı travma üzerinden bir aile portresinin arka planı tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriliyor. Dört kardeş, iki kulübe ve bir sır. Babaları daha hayattayken kardeşler arasında başlayan bir miras meselesi nedeniyle ikiye bölünmüş bir aile ve babanın ölüm haberi ile başlayan bir hikaye. Her ne kadar roman bir miras meselesi gibi başlasa da okudukça anlıyoruz ki anne ve babası ile görüşmeyen, kardeşleriyle de arasında mesafeli bir ilişkisi olan Bergljot’un çocukluğundan gelen travmanın, saramadığı yarasının hikayesidir Miras. Bergljot’a kalan tek miras yıllardır çektiği acı ve ne yazık ki kimseye duyuramadığı sesi… Berglot, ailesi tarafından varlığıyla yok sayılan biri. Çocukları ve torunları olan elli yaşındaki Berglot, küçük yaşlarda ensest suçla hayatı karartılan bir kadın. Yedi yaşına kadar bu duruma maruz kalmış, ve yaşadığı bu durumu o zamanlar kimseyle paylaşmıyor, annesi hariç. İlk defa otuzlu yaşlarında bu yaşadığı travmayı ailesiyle paylaşıyor ama ona inanan, yanında duran kimse olmuyor. Bu itiraf ve haykırış sonucunda tabii ki hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Ailesinden kopuyor ve onlarla zorunlu olmadıkça kendi isteğiyle herhangi bir iletişime geçmiyor.  Roman boyunca karakterin çocukluğunda çakılı kalmasına şahit oluyoruz. Anne'ye o kadar kızdım ki anlatamam nasıl yok saymış, nasıl bununla yaşamış benim aklım almıyor Muhteşem bir okuma oldu, gönülden tavsiyemdir... 
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
Puan vermedi·
MUHTEŞEMMMMM 1860 larda insanlık tarihi için çok önemli olan köleliğin kalkmasına vesile olan Kuzey güney Savaşı’nı kaybeden taraf güneylerin ağzından aktardığı için çok beğendim Hem tarih hem aşk detaylı bir gözlemle anlatılmış muhteşem bir hikaye . **************** KUZEY GÜNEY SAVAŞI Amerika’daki Kuzey-Güney Savaşı (Amerikan İç Savaşı) aslında tek bir ülkenin kendi içinde yaptığı çok büyük bir savaştı. Kim kimle savaştı? * Kuzey (Union / Birlik) → ABD yönetimini korumak isteyen eyaletlerdi. → Bunlara Yankiler denirdi. → Sanayi, ticaret ve fabrikalar daha güçlüydü. → Başkan Abraham Lincoln Kuzey tarafının lideriydi. * Güney (Confederacy / Konfederasyon) → Ayrılıp kendi devletlerini kurmak isteyen güney eyaletleriydi. → Tarım, özellikle pamuk üretimi çok önemliydi. → Büyük çiftlikler (plantasyonlar) vardı. → Ekonominin temelinde köle emeği bulunuyordu. Savaşın ana nedeni neydi? En büyük mesele kölelikti. Güney eyaletleri siyah insanların köle olarak çalıştırılmasını sürdürmek istiyordu. Kuzey’de ise köleliğe karşı çıkanların sayısı artıyordu (tek sebep sadece bu değildi; eyalet hakları, ekonomi ve siyasi güç kavgası da vardı). Zencilerin (Afrikalı Amerikalıların) durumu nasıldı? Savaş öncesinde:
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,135 okunma
Çarkların dişleri arasında bir yaşamla nasıl mücadele edilir?
7/10
·328 syf.·
2026 13. kitabı
Rachel Kushner, 1968 doğumlu Amerikalı bir yazar. California Üniversitesi’nde Siyasal İktisat okuduktan sonra Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık eğitimi almış. Genellikle siyasi gelişmeleri, toplumsal sorunları ve farklı alt kültürleri eserlerinde ele almayı tercih ediyor. İlk romanı "Küba’dan Teleks (2008)" ile dikkat çeken yazar, 70'lerin sanat ve siyaset dünyasını işlediği "Alev Püskürtenler (2013)" ve ABD hapishane sistemini anlattığı "Salon Mars (2018)" kitaplarıyla tanınıyor. Son olarak "Creation Lake (2024)" adlı romanı yayımlanan yazar, kariyeri boyunca Booker, Ulusal Kitap Ödülü, Fransa'nın saygın Prix Médicis gibi prestijli edebiyat ödüllerinde finale kalmış. Gerçekçi gözlemleri ve toplumsal konulara yaklaşımıyla günümüz edebiyatının dikkat çeken isimleri arasında yerini bulmuş. Ayrıca, Kushner’ın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir deneme yazarı olduğunu da belirtmek isterim. Yazarın "The Hard Crowd: Essays 2000–2020 (2021)" adlı yirmi yıllık siyaset, sanat, müzik, adalet sistemi ve kişisel anılarını içeren ödüllü deneme derlemesi ve "The Strange Case of Rachel K (2015)" adında yayımlanmış bir kısa öykü derlemesi de bulunuyor. Kushner ile ilgili bir diğer önemli ve dikkatimi çeken detay ise kitap yazarken adeta bir gazeteci gibi derin araştırmalar yapması oldu. Çünkü "Salon Mars" romanını yazabilmek için yıllarca Kaliforniya'daki kadın hapishanelerini ziyaret etmiş, mahkumlarla ve gardiyanlarla görüşmeler yapmış. Yeni romanı "Creation Lake" için ise Fransa'nın kırsalındaki aktivist komünleri ve mağara tarihini yerinde incelemiş. Bu bakımdan araştırmacı yönünü takdir ettim. "Salon Mars", Amerika’daki kadın cezaevi sistemini, yoksulluğu ve hukuk sisteminin açıklarını birçok karakterin kesişen hayatları üzerinden anlatmaya çalışan bir
Edebiyat
Salon MarsRachel Kushner · Siren Yayınları · 2024193 okunma
Puan vermedi·16 syf.·
2026 84. kitabı
İstediği anda istediği canlıya dönüşebilen kirpi balığı Kiripiri bu özelliği sayesinde pek çok zor ve can sıkıcı durumdan kurtulur. Hatta bir yunusa dönüşerek yüzme yarışını kazanır ve ödül alır. Ama aldığı ödülü hak etmediğini düşünerek her şeyi ailesine itiraf eder ve bu özelliğin büyükbabasında da olduğunu öğrenir. O da büyükbabası gibi bu özelliği kullanmayı bırakır ve zamanla çalışıp çabalayarak pek çok şeyi başarır. Hakkıyla elde ettiği daha küçük bir başarının haksızca elde ettiği daha büyük başarılardan çok daha kıymetli olduğunu anlar. Güzel bir hikâye. Aşırı kısa değil ama resimli kitap için çok kısa da sayılmaz. 4-6 yaş için uygun. 7-8 yaş çocuklar da kendi okuyabilir. Daha büyük yaşlara hitap etmesi zor ama. Üzerine konuşulabilecek çok detay var. Kreşte, anaokulunda çocuklarla okunup uzun uzun konuşulabilir. Böylece çocukların kendilik bilinci kazanması sağlanırken hak etmedikleri bir şeyi elde etme konusundaki eğilimleri hakkında da fikir edinilebilir. Genel olarak beğendim. Resimleri de kötü sayılmaz. Sadece resim üzerindeki yazıların İngilizce olması dikkatimi çekti ve bence hoş değil, kitap Türkçe neticede. Bir de ana karakterin adı Kiripiri, kirpi balığını andırsa da kitabın hitap ettiği yaş grubu için uzun sayılabilir. Daha kısa bir isim daha uygun olabilirdi. Son olarak kitap ismi de konuyu daha iyi yansıtacak şekilde seçilse daha güzel olabilirmiş. Yine de evde ya da okulda çocuk kitaplığına eklenebilecek nitelikte bir kitap, diyebiliriz.
Yarışı Kim KazanacakE. Murat Yığcı · Caretta Çocuk · 20225 okunma