“Demek istediğim, Caldwell her şeyin sonuna kadar gitmiş ve gördüklerinden çok korktuğu için kendini onları asla görmediğine inandırmış bir adam izlenimi bıraktı bende.”
“Ruth, yoksulluğun sefil yüzüne ilk defa tanık oluyordu. Açlık çeken aşıklar ona her zaman romantik gelmişti; fakat açlık çeken aşıkların nasıl yaşadığı hakkında hiçbir fikri olmamıştı.”
“Ruth' a göre yoksulluk pek de hoş olmayan hayat koşullarını ifade eden bir sözcüktü. Konuyla ilgili bütün bilgisi de bundan ibaretti. Martin' in yoksul olduğunu biliyordu ve onun içinde bulunduğu durumu kendi aklınca Abraham Lincoln’ ın, Mr. Butler' ın ve başarı hikayesine sahip diğer adamların çocukluk ve gençlik dönemlerine benzetiyordu.
Ruth, yoksulluğun tatsız bir şey olduğunun farkında olmakla beraber, orta sınıfa özgü teselli edici bir hisle, yoksulluğun aynı zamanda faydalı, köle gibi çalışmaktan mahvolmuş umutsuz erkekler dışında tüm erkekleri başarılı olmaya teşvik eden etkili bir unsur olduğunu düşünüyordu.
O yüzden Martin' in saatiyle paltosunu rehin edecek kadar yoksul olduğunu bilmek onu rahatsız etmiyordu. Hatta Ruth bu duruma umutlu bir tarafından bakarak Martin’ in er ya da geç uyanıp yazmaktan vazgeçmek zorunda kalacağına inanıyordu.”
“Ruth Martin’ in zayıflayan ve avurtları çöken yüzünde asla açlık ifadesi görmemişti.”