" Dahası ruhun ayrıca kendi hazları olabilir. Ama bedenle ortak olan hazlarına gelince, bunlar tamamıyla tutkulara bağlıdır, öyle ki bunların en fazla heyecanlandırdığı insanlar bu hayatın zevklerini en çok tadabilenlerdir. Tutkularını iyi kullanmayı bilmedikleri ve talihleri de ters gittiği zaman en büyük acılarla karşılaştıkları da doğrudur. Ama bilgelik de asıl itibarıyla bu hususta faydalıdır, tutkulara hâkim olma- yı ve onları maharetle kullanmayı öyle bir öğretir ki neden oldukları kötülükler gayet katlanılabilir hâle gelir ve hatta hepsinden sevinç payı bile çıkarılabilir."
"...Zira her kim en iyisi olduğuna hükmettiği şeyi yapmaktan asla geri kalmadığı için (ki bu erdemi takip etmek dediğim şeydir) vicdanı tarafından ayıplanamayacak şekilde yaşarsa onu mutlu kılacak öyle güçlü bir tatmin elde eder ki tutkunun en şiddetli çabaları bile ruhunun dinginliğini bozmaya güç yetiremez."
" Ve bazen iyiliğin sürmesi bıkkınlığa ya da iğrenmeye neden olur, oysa kötülüğün sürmesi hüznü ya da kederi azaltır. Nihayet geçmiş iyilik de üzüntü getirir ki bu da bir tür kederdir, geçmiş kötülük ise neşenin bir çeşidi olan sevinci ya da ferahlığı getirir. "