"Bu kâsenin senin hayatın olduğunu farz et. Ve üç büyük taş senin için hayatındaki en önemli üç şey olsun: onlar olmadan asla mutlu olamayacağın üç şey. Çakıl taşları da önceliklerin arasında ikinci derecede önemli olanlar olsun, yani senin için vazgeçilmez olan şeylerden hemen sonra gelenler." Sözü nereye getirmek istediğini anlamaksızın yüzüne baktım.
"Kumun da geri kalan her şey olduğunu farz et: geçici mutluluklar; sana iyi gelen, 'vazgeçilmez' ve 'önemli' olanları tamamlayıcı nitelikteki şeyler."
"İyi de tam olarak ne söylemeye çalışıyorsun?"
"Eğer kåseye önce kumu koymuş olsaydım büyük taş parçaları ve çakıl taşları için yer kalmazdı. Hayatın için de aynı şey geçerli: Eğer zamanını ve enerjini önemsiz şeyler için harcarsan asıl önemli olan şeye yer kalmaz ve hayatını ıskalarsın. Yüzeysel şeylerin peşinden koşar durur, sonra da kendine neden mutsuz olduğunu sorarsın."
"Bu kâsenin senin hayatın olduğunu farz et. Ve üç büyük taş senin için hayatındaki en önemli üç şey olsun: onlar olmadan asla mutlu olamayacağın üç şey. Çakıl taşları da önceliklerin arasında ikinci derecede önemli olanlar olsun, yani senin için vazgeçilmez olan şeylerden hemen sonra gelenler." Sözü nereye getirmek istediğini anlamaksızın yüzüne baktım.
"Kumun da geri kalan her şey olduğunu farz et: geçici mutluluklar; sana iyi gelen, 'vazgeçilmez' ve 'önemli' olanları tamamlayıcı nitelikteki şeyler."
"İyi de tam olarak ne söylemeye çalışıyorsun?"
"Eğer kåseye önce kumu koymuş olsaydım büyük taş parçaları ve çakıl taşları için yer kalmazdı. Hayatın için de aynı şey geçerli: Eğer zamanını ve enerjini önemsiz şeyler için harcarsan asıl önemli olan şeye yer kalmaz ve hayatını ıskalarsın. Yüzeysel şeylerin peşinden koşar durur, sonra da kendine neden mutsuz olduğunu sorarsın."
Kendileri ile arkadaş olmakla gurur duyduğum bazı arkadaşla rım ve ihvanım vardı. Onlardan cefaya, arkadaşlık ve kardeşlik kurallarını terk etmelerine dair nice acayip haller gördüm. Bu yüzden onların yaptıklarını yüzlerine vurup azarlamaya başladım. Sonra kendime gelip dedim ki: "Azarlamanın bir faydası olmuyor."
Çünkü eğer vaziyetlerini düzeltmiş olsalar samimiyetlerinden değil, azarlamamdan dolayı düzeltmiş olacaklar. Onlarla alakamı kesmeye niyetlendim ama sonra düşündüm ve gördüm ki tanıdığım insanlar zaten ya görünüşte arkadaşlarım ya da candan kardeşlerimden ibaret. Kendi kendime dedim ki onlarla alákamı kesmem uygun olmaz.
Yapmam gereken şey onları kardeşlik defterinden zahiri arkadaşlık defterine nakletmek. Buna da uygun olmazlarsa o zaman onları tanıdıklarım arasına nakleder ve tanıdık muamelesi yaparım. Onları azarlamak yanlış olur. Yahya b. Muâz şöyle demiştir: "Kendisine 'dua ederken beni hatırla' deme ihtiyacı hissettiğin kardeş ne kötü kardeştir!"