Mustafa Düzgün

Mustafa Düzgün
Puan vermedi·556 syf.··
2021 22. kitabı
Öncelikle incelemem kitap hakkında bazı detayları ve sembolizmaları analiz etmeye yönelik olduğu için henüz kitabı okumayan ve okumayı düşününler için incelemeyi kitabı okuduktan sonra okumalarını tavsiye ederim. John Steinbeck’in en büyük eserlerinden biri olan Gazap Üzümleri kapitalizmin henüz doğuş sancılarını çektiği bir dönemde bir başkaldırı olarak yayınlanmıştır. Bu klasik eseri birkaç adımda incelemeye çalışacağım; 1.Sembolizma 2.Kitabın asıl anlatmak istediği “Büyük Buhran” sonrası tarımın kapitalistleşmesi sonrası ayakta kalmaya çalışan çiftçi kesiminin mülksüzleşmesi ve o zamanın göçebelerine verilen isim olan “oki”leşmeleri 3.Anne karekteri Başlayalım; 1. Sembolizma : Toz :Kitap henüz başlarında büyük bir toz fırtınası ile birlikte başlar. Örnek olması açısından yazarın cümlelerine kulak verelim “Artık tozlar havayla yarı yarıya karışmış, ortaya bir hava ve toz bulamacı çıkmıştı. Evler sımsıkı kapalı, kapı ve pencere çevrelerine bezler sokuluydu ama tozlar yine de gözükmeden giriyor, sandalyelerin, masaların, kap kacağın üzerine çiçek tozu gibi çöküyordu. İnsanlar omuzlarından toz silkiyorlardı. Kapı eşiklerinde ince toz çizgileri oluşuyordu.” Burada toz gelmekte olan kötü olayların ön habercisidir. Nitekim uzun toz tasvirlerinden sonra yazar feneri tarlalara traktörün girmesi ile birlikte işsiz ve aç kalan çiftçilere çevirecektir. Kaplumbağa: Başkarakterlerden biri olan Tom Joad yolda kaplumbağa bulur ve yanına alarak bir miktar beraber seyahat ederler. Bilgeliği sembolize eden kaplumbağayı gördükten hemen sonra eski papaz Case ile tanışırız. Case’in dönüşümü, kitabın sonuna kadar takındığı tavır bize hep kamil insanı gösterecektir. Burada kaplumbağa papazlıktan istifa etmiş olan Case’dir. Domuz Kesmek: Yazar Tom Joad’un ailesini tanıtırken sözü amcasına
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Mustafa Düzgün

, bir kitap okudu
Puan vermedi·556 syf.··
2021 22. kitabı
John Steinbeck
8.7/10 · 45,7bin okunma
Erkek tek tek sıçramalar ile yaşıyor. Bebek doğuyor, insan ölüyor, bu bir sıçrama. Bir çiftlik alıyor, bir çiftlik kaybediyor, bu da bir sıçrama. Kadın için ise her şey düzenli bir akış içinde. Dere gibi, çağlayan gibi. Sonu gelmiyor. Nehrin akışının da sonu gelmediği gibi. Hep devam ediyor. Kadın öyle bakar her şeye.
İnsanın ruhu tek başına bir işe yaramıyor, ancak büyük bir bütünün parçası… o zaman da…