Hiçbir insan topyekûn bir bakışa sahip değildir, herkesin kısıtlı bir bakış tarzı, bir algılaması vardır, hakikatin tamamını göremez. ...... Bu nedenle hakikat uğruna anlamlı olan, başka perspektiflerle de ilgilenmektir.
Ben'in bir çok parçasını Benlik'te entegre etmenin en iyi yolu, düşünsel Ben'imin onlarla ilişkisinde adil olmaya gayret etmesidir. Bu parçaların her biri algılanmak ve ciddiye alınmak ister: beden ve organları, ruh ve duyguları, zihin ve düşünceleri.
Çikolata istediğimi fark ederi. Aynı anda, çikolatanın benim için iyi olmadığı düşüncesi sinyal verir içimden. Ben, ben,benim içimde,benim için - kafa karıştırıcı bir şeydir bu, önce bir yerli yerine koymam gerekir. İştahlı- Ben'imin ağzından konuşan, muhtemelen bedenimdir, daha doğrusu onun hissettiği bir güdü, Ben vasıtasıyla söz alıyordur, bir çok başka güdü gibi. İştahı dillendiren Ben'in karşısında düşünsel Ben vardır, o da benim içimde, kafamın içinde, hissedilen güdünün, bütün Ben'leri entegre eden Benlik hakkındaki kendi tassavvuruna uymadığını dile getirir hemencecik. Bu bütünlük zarar görebilecektir, o nedenle düşünsel Ben, hissedilen güdüye, çikolataya olan iştahıyla ilgili onun iyiliğine bir teklifte bulunur: Daha az şekerli ve bol kakaolu daha sağlıklı bir çikolata'ya ne dersin ? ..... Ama bu iştahı lanetlemese iyi olur, yoksa dirençle karşılaşacaktır. Bunun yerine adım adım, lokma lokma, daha küçük miktarlarda alıştırabilir. Öylesi benliğin etkinlik hissini güçlendirir ve tat alma kabiliyetini geliştirir: Daha azın tadı daha fazladır.
Başta herkes benim(kendisinin değil) Ben'imle ilişkisine bir mola verebilir, ben veremem. Başka herkes, benim bir sorunum olduğunda "Benim sorunum değil" diyebilir.mBen diyemem. Benim içimde ve benimle ilgili olan her şey demektir benlik ve onu iyi de olsa kötü de olsa bana ait bir şey olarak görmem gerekir.
Kendiyle dost olan kişi, günlük ruh hallerine, duygulara, o anki durumuna, kendini seven kişiye göre daha az bağımlıdır. Bu - Ben anlarını toplam Ben'iyle karıştırmaz.