Kitabın 3. Kişi ağzından anlatılması bazen gerçekten çok güzel olmuş çünkü 1. Kişi ağzından anlatılmış olsaydı eğer çoğu olayı kaçırırdık. Ayrıca insan okuduğu zaman daha sonra olan olayları merak ediyor genelde yalın bir dil kullanmış yazar diğer bazı yazarlar gibi uzun olsun yada "saçma betimlemeler yapıyım da güzel görünsün" diye aptalca bir düşünceye girmemiş yazar iyide yapmış. Bundan dolayı zaten sürükleyici olmuş lakin bazı yerlerde de sıkılmadım demeden edemeyeceğim keşke biraz aşırıya kaçmadan betimleme olsaymış, okurken ara sıra "başka kitaba başlayayım." Demedim değil ancak olayların gelişmesi insanda bir merak uyandırıyor ve "Acaba sonra ne oldu?" diye merak ettiğimiz için kendini okutturuyor. Aslına bakarsanız başlarken sıkılacağımı düşündüm çünkü nasıl desem bilmiyorum ama içeriğini duyunca çok bayık gelmişti sıkıcı olur diye tahmin ettiğimden başlayasım gelmiyordu ancak bir süre sonra okumaya karar verdim. Gerçekçi olmak gerekirse konusu çok iyi heleki (kendi okuduğum liseden yola çıkarak söylüyorum) şu okullardaki ortam bozukluğu açısından çok iyi bilgilendirme olmuş etrafımızda ne tür insanların olduğunu bilmiyoruz belki de günlük hayatta çok sevecen çok tatlı bulduğumuz insanların/arkadaşlarımızın bambaşka bir hayatı var.
Kitabın başları insanlara çabuk güvenmemeyi öğretti diyebilirim çünkü kitaptan örnek verecek olursam Esra üzgün bir dönemde olduğundan yanında bir arkadaşı yoktu ve ona el uzatan belki de tek kişi Tuğba olduğundan ondan gelecek herşeye 'okey' demişti. Kitabın bir diğer güzel yanı ise hayatın gerçeklerini anlatıyor olması hayat o filmler/diziler ve kitaplardaki şaşalı değil Esra gibi yaşayanlar da var sadece biz görmezden geliyoruz. Son olarak kitabı daha yeni okurken Esra'nın aşırı aptal yada saf olduğunu düşündüm ancak