İnsanları kendi renkleri, inançları ile politik görüşlerinin en iyisi, en doğrusu olduğuna ve dünyanın dört bir yanına dağılmış diğer insanların kendilerinden daha talihsiz olduklarına inanmaya sevk eden yaygın dar görüşlülükten muzdaripti.
Hiçbir şeyle ilgilenmeden, gülmeden ağlamadan, öfkelenmeden, sevinmeden bir tuhaf havanın içinde yuvarlanıp gidiyorlardı. Umut ettikleri hiçbir şey yoktu.Umut edememenin boşluğundaydılar.
Yalım(alev) geceye ne güzel uymuş, kurşun yüreğe ne güzel uymuş, eli kolu bağlı durmak bize ne güzel uymuş, kanı kuruyup yangın karşısında, elimiz koynumuzda durmak bize ne güzel uymuş, ağıt sesi gönlümüze ne güzel uymuş, karıların donu başımıza başlık diye ne güzel uymuş, insanlık bize ne güzel uymuş!