çatırdamalıyım
kırılmalıyım
darbeler almalıyım
kapanan her yerimi açmalı
beni benden çıkaracak
gizli kapıyı bulmalıyım
beni tutup sarsacak
ortadan ikiye ayıracak
nefes aldığımı hatırlatacak
bir şeyler bulmalıyım
-artık bu hissizlikten sıyrılmak istiyorum
ellerimi boynundaki kıvrımlı tutku atlasına bıraktığım,
tıpkı üç bilinmeyenli bir matematik denklemiydin
bir yanın, suları ay karanlığı giymiş eski bir ırmak
uzadıkça geceyi düşlerime süpüren
bir yanın, uçları köküne eğilmiş kederli bir çiçek
değdikçe toprağı gözyaşlarıma bırakan
diğer yanın, belirsiz bir ünlemin gizemini
zihnimin çözümü olmayan tutukluğuna iliştiren
soluğumu kalbindeki titreklikte kaybettiğim
bense hala yosun olmamak için direnen
bir ırmak taşıyım, suyun saydamlığına tutunan
ne zaman aklımın kıyılarına uğrasan
bir ırmak kendini boğazlıyor şavk'ında,
bir uçurtmanın ipi çözülüyor içimde
göğüne süzülmek üzere
ne vakit zihnimin çeperlerine düşsen
bir yürek kendinden çözülüyor itiraflarıyla,
bir kuğu durgun bir gölde tevekkülle
eğiliyor ceylanın gözlerine.
ne zaman kuytumdaki sığınaklara girsen
çekip kolundan atmak istiyorum uzaklığını,
bir serçenin çığlığını öpmek ya da
bu hayat denen atlıkarınca'dan inip
kırların o senin yanağına sızmak istiyorum.
ah ve ne vakit bir çocuk ağlasa
bir yanım cam kırıklarıyla kesiliyor
acısı milatsız künyesinden akıtılırken dilim
ve sanki bir ırmak kendini asıyor yatağında.
...