uslandırıyorum yangınlarımı. bir masalın
yarım kalmasıdır artık dudaklarımızdaki mühür.
şimdi ben sen'de susmayı seçiyorum sevgili!
ya da konuşacaksak sesim özgürlüğüne
teninde kavuşsun ve uzaklığı besleyen gözlerin,
yine aksın bir ırmağın kollarıyla kadim ışıltılara.
çünkü ayrılığın kitabesinde adın, uçurum oluyor
sanki her an karanlığını düşerken giyeceğim.
tırnaklarını derime geçiren uzaklığın
toplama kamplarındaki yırtık elbiseli bir çocuğun
esmer hüznü olup yapışıyor yaralarıma
...
ben yine susmayı seçiyorum sen'de sevgili!
ya da konuşacaksak acılarım, zamanın
diliyle konuşsun ve yalnızlığı ölümcül kılan ayrılık
şerbetini içirsin bir ağacın dallarıyla tenime.
çünkü yokluğunda adın, kör bir kuyu oluyor sanki
her an düşerken uzaklığını giyeceğim.
-unutmadan kalbim
sen artık bir ölüsün sevgilinin
bilincindeki kör kuyularda!-