“İnsan bazen kendi tenhasına çekilmeli;
gün boyu üstüne sinmiş kalabalık kokusunu, dar sokaklarda yankılanan sesleri ve omuzlarına değip geçen yabancı telaşını üzerinden silip atar gibi…
Bir pencerenin önüne oturmalı mesela; dışarıda rüzgârın hafifçe perdeyi kımıldattığı, ışığın duvarda usulca gezindiği bir vakitte. İçinde biriken düşünceler, sanki uzun zamandır konuşmayı bekleyen misafirler gibi tek tek ortaya çıkmalı.
Gözlerini kapattığında, zihnine vuran hatıralar bir deniz gibi kabarmalı; kimi dalga sert, kimi dalga dingin. Beyninde sarkaç gibi dönen soruları yapboz parçaları gibi yerine tutuşturmalı…”
İzzethan