Eve dönünce atıma atladım, dörtnala kırlara doğru gittim. Azgın bir at üzerinde yüksek otların içinde bozkır rüzgarına karşı dörtnala gitmeyi çok severim. Nefis kokan havayı hırsla çekerim içime. Hızla yaklaşmakta olan nesnelerin her an biraz daha belirginleşen çizgilerini yakalamaya çalışarak uzak maviliklere dikerim gözlerimi. Yüreğimi ne denli büyük bir hüzün çökmüş olursa olsun, düşüncelerim nasıl bir huzursuzluğa takılıp kalmış olursa olsun, o anda hepsi dağılır gider, ruhum hafifler, bedenimin yorgunluğu beynimin tedirginliğini alt eder.
Bir şeyin tersini söylemek doğuştan bir tutkudur bende. Ömrüm, kalbimin ve ya mantığımın söylediyinin tersini söylemekle geçmiştir. Tutkulu birinin yanında buz kesilirim. Ama, kendini bırakmış, donuk biriyle ilişkim tutkulu bir hayal düşkünü yapabilir beni.