Kamaramda uzanıp bir kitap aldım; Buddha hâlâ düşüncelerime egemendi. Şu son yıllarda göğsümü barış ve güvenle dolduran "Buddha ile Çoban" diyaloğunu okudum:
ÇOBAN: "Yemeğim pişti, koyunlarımı sağdım, kulübemin mandalı sürülmüş, ateşim yanıyor; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"
BUDDHA: "Artık yemek ve süte gereksinmem yok; rüzgârlar kulübemdir, ateşim söndü; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"
ÇOBAN: "Öküzlerim, ineklerim, atalardan kalma çayırlarım ve ineklerimle çiftleşen bir boğam var; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"
BUDDHA: "Benim ne öküzlerim, ne ineklerim var; çayırlarım da yok. Hiçbir şeyim yok. Hiçbir şeyden korkmam; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"
ÇOBAN: "Yıllardan beri karım olan sadık ve uysal bir çoban kızım var, geceleri onunla oynaşmak hoşuma gidiyor; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"
BUDDHA: "Uysal ve özgür bir ruhum var; yıllardan beri ona benimle oynaşmayı öğretiyorum; sen de istediğin kadar yağ, gökyüzü!"