seneler boyu düşündüm. böylesi, böyle güzel bir sonu düşünmüyordum doğrusu. avuçlarıma konan serçe sürülerini saçımdan düşüp çiçeklerime konan kurdelem gibi bağladım bileklerime. gidemeyeceğim, uğrayamayacağım sokak başları beni bekliyor. hissediyorum. bugün, ruhuma sığdırdığım elbisemle hüküm giydiğim gecenin habercisi. son gidişim ve gelmeyişim. gidişler, gelişleri prangalarsa da darağacına bundan öncekiler hakikatle pişirilmiş yemişlerden ibaretti bilirim.
böylesine, anne sütünden
de saf ve berrak bir son.
vedayla ayrılan yine ve yine ellerim olsa da, kastedilenin
ruhun elleri olabileceğini kim bilebilirdi?
içim el vermiyor denilir
maziden evvel, elvedâyla
bitmeden önceki öyküler.
bizimkisi bir vedaydı,
elvedâları kıskandıran.
sadece bizim.