Dizlerim zemini çatlattı. Kırılsınlar istedim, kırılsınlar ki bir kez daha kalkamayayım, bir kez daha ayakta duramayayım, bir kez daha bakamayayım ona. Kanasın istedim, içimde kopan fırtınalar bedenimi parçalasın ki onun kutsal dizi, tenime sertçe çarpıp yay gibi bükülen belimi kırdığında, mermer zemin de ona eşlik edip ruhumu dövmek için bana tekrar yaklaşamasın.
İntikam tanrısı gri mermerler hiç de acımazmış bana. Ciğerlerim patlarcasına nefessiz kalırmışım da fayda etmezmiş.
Tenim kanasa ne olurdu ki ruhum o yarıklardan kaçamıyorsa.
Parmakları öyle sert çekti ki saçlarımı, bir ip gibi gerilen telleri, uğruna ruhumu emanet ettiğim güzelim tenini kesti. Burnumdan süzülen yabani şarap, beni dövmek için hazırda bekleyen, bedenimin kırdığı çatlak mermerin aralarına sızdı. Kırmızılıklar çok arsızdı. Sıcaktı, akışkandı ve bedenimden koşarak uzaklaşıyorlardı. Yabani, içimi soğutan sıcak şaraplar çatlaklara sızdıkça bulanık gözlerim oluşan silüeti zar zor seçti. Bu güzelim surat kimindi? İblisin nefesi bir öpücük uzağımdaydı. Demek cehennem beni bu güzelim ellerden kopartacaktı. Ne diye beklerdim ki
Meryem Anayı? Gelse sevinir miydim?